Yazı Detayı
04 Şubat 2019 - Pazartesi 00:52
 
YENİ SINAV SİSTEMİ
NECMETTİN TÜRKEKUL
Eğitimci - Açı Okulları Kurucusu
 
 
Bir milletin en kıymetli sermayesi iyi eğitilmiş insandır. İnsanına iyi eğitim veren toplumlar hem madden hem de manen daha iyi bir seviyede yaşamaktadır. Eğitim dediğimiz mevhum anne karnından başlayan ve ölene kadar devam eden bir faaliyettir. İşte bu yüzdendir ki asla ihmale gelmez. Eğitim herkesin istidatına göre yapıldığında müthiş sonuçlar doğurur. Bunun için de tüm aşamaları çok iyi planlanmalı, Ana sınıfından üniversiteye kadar öğrenci geçişleri en doğru şekilde yapılmalıdır.

Ülkemiz, son 60 yılını üniversite sınavı gibi bir sorunla yaşayarak geçirdi. Bu sınav ülkemizin ciddi manada kaybedenler kulübünün bir üyesi olmasına yol açmıştır. Peki nasıl diye soranlar mutlaka olacaktır. Yol açtığı kayıpları saymak belki de kazandırdıklarını saymaktan çok daha zordur. Üniversite sınavı dediğimiz ve herkesin eleştirip ama bir türlü çözmediği bu sorun neleri kaybettirdi. Bir kere üniversite sınavı ortaya çıktığından beri doğru dürüst sanatçı, ressam, müzisyen, sporcu, edebiyatçı, felsefeci ve düşünür yetiştiremiyoruz.

İkinci olarak insanın en verimli çağı olan ve fotografik hafızanın en güçlü olduğu dönemde çocukları tamamen beş şık arasından, fikir üreterek değil de, yönlendirme ile doğruyu buldurmaya çalışan bir eğitim sistemine sahibiz.

Üçüncüsü sistem üniversite sınavına odaklı olduğu için tüm dersler üzerinde gereksiz bir baskı oluşturduk. Böylece derslerin asli niteliğinden çok ürünsel sonuçlarını önemsiyoruz. Yani bir öğrenci kimyasal tepkimenin nasıl oluştuğunu kendisi sınamadan başkalarının sınadığı sonuçlar üzerinden fikir yürütülmek zorunda bırakılıyor.

Dördüncü olarak sistem, öğrencilerin, hiçbir dersin mantığını öğrenmesine izin vermiyor. Ezberleyen bu çocukların farklı düşünmesine bireysel ve toplumsal anlamda gelişmesine imkan vermeyecek şekilde yetiştiriyoruz.

Beşinci olarak çocuklarımız sadece tost yiyen ve test çözen insanlar topluluğu haline dönüştü. Bu çocuklar ilk etapta hayatta karşılaştığı küçük problemlerle bile baş edemeyen aciz gençlere öğrenciler ve sonra da yetenek yoksulu yetişkinlere dönüştürüyoruz.

Peki nerden çıktı bu sistem ve Buna neden ihtiyaç duyuldu. ÖSYM resmî internet sitesinde bunun tarihçesi anlatılmış.

1960 yılına kadar Türkiye bir tarım toplumuydu ve üniversite okumak çok ta matah bir şey sayılmamaktaydı. Bu tarihten sonra özellikle köyden kente göçler ile ülke tarım toplumu olmaktan çıkıldı. Yerine özellikle birincil (tarım) ve ikincil (sanayi) ekonomik faaliyetlerin gelişememiş olduğu ülkemizde tek geçim kaynağı hizmet sektörü ve dolayısıyla devlet memuru olmak olması, bunun yanında hizmet sektörü, gelişmesinin bir sonucu olarak beyaz yakalılar dediğimiz üniversite mezunlarına ihtiyaç duyuyor olması nedeni ve herkesin bir şekilde iş sahibi olmak arzusuyla iyi bir üniversite bitirmek şart oldu. Bu da doğal olarak tüm toplumu bir sınav sadisti haline dönüştürdü.

Peki üniversite sınavı olmazsa ne olur biliyoruz ki üniversite sınavı olmazsa işin içine tanıdıklar ve torpil girecektir. Bunları söylemek üniversite sınavına karşı olmak demek değildir. Bu söylediklerim üniversite sınavının yapılış tarzının yanlışlığıdır.

Nasıl yani? diye sorulacak olursa cevabımız şudur. Üniversite sınavı bilindiği gibi Türkçe, Matematik, Tarih, Coğrafya, Felsefe, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, Psikoloji, Sosyoloji, Mantık, Fizik, Kimya ve Biyolojiden oluşan oldukça kalabalık bir ders sistematiği ile sorularından oluşuyor. Oysa sınav sisteminin bu kadar çok sayıda dersten oluşması hem derslerin üzerine bir baskı oluşturuyor hem de ezberciliğin olmasını kaçınılmaz kılıyor.

Yine herhangi bir ders, öğrencinin, öğretmenin ve veli’nin gözünde sınavda soru çıkıyorsa kıymetli çıkmıyorsa kıymetsiz kılıyor. Daha açık bir şekilde söyleyecek olursak Sorulan soru sayısı kadar dersin kıymeti var gibi görülüyor.

Bunun sonucu olarak müzik, beden eğitimi, resim, edebiyat vb. sanatsal dersler anlamını yitiriyor. Böyle bir durumda da her ders hocası özellikle o dersin kıymetine bağlı ve soru sayısına bağlı olarak demek istedim, dersini önemsetmeye çalışıyor.

Normal okul sisteminde bu derslerin başarısını artıramayacağını düşünen öğrenciler ve veliler dershaneye veya özel derse yöneliyorlar.Bu da eğitim sisteminin çökmesine yol açıyor.

Oysa üniversite sınavı çok basit bir yöntemle yapılabilir. Buna en güzel örnek ABD’nin yaptığı gibi kendini ifade etme sistemi olan TOEFLE (tofıl) sınavıdır. ABD çocuklarına çok basit bir sınav mantığı uyguluyor. Diyor ki; bir insanın zekasını IQ, EQ ve SQ sunu en iyi ölçebilen yol, kendini ifadeden geçer. O nedenle ana dilini kullanma kabiliyeti ve yeteneği, dili konuşma, dinleme yazma becerilerini ölçerek sınav yaparsak ve buna göre üniversiteye öğrenci alırsak ondan sonra girdiği bölümde gerekli olan matematiği, fiziği, kimyayı biyolojiyi, tarihi, coğrafyayı,felsefeyi, mantığı, psikolojiyi ve sosyoloji çok rahat öğretebiliriz diyor.

Yıllardır bu yöntemle yaptığı öğrenci Seçme sınavları sayesinde ülke hem siyasal, hem ekonomik, hem askeri hem de aklınıza gelebilecek tüm alanlarda ön saflara gelmiş durumda. İkinci dünya savaşı sonrasında geçtiği bu sistem Amerika’yı dünya önünde bir adım öne geçirmiş durumda. Türkiye’de ne yapılabilir, tüm dersler üzerindeki sınav baskısı mutlaka kaldırılmalıdır. Sınav yapılacak ders sayısı bire indirilmeli, ana dilinde kendini ifade etmesi istenen gençler dil bilgisiyle yada anlam bilgisiyle ölçülmemelidir. Hayalleri, istek ve arzuları, idealleri ile anlama kapasiteleriyle sınanmalıdırlar.

Böylece eğitimde bir gelişme sağlanabilir. Yani öğrencilerin Türkçe konuşabilme, Türkçe yazabilme Türkçe anlayabilmesi ve aktarabilme ile kendini anlatabilme yeteneğini ölçülebilirsek gençlerimizin diğer alanlarda yeteneklerine uygun gelişmelerini sağlayabiliriz.

Böylece hocalarının özel derslerini,dershaneyi ve kursları ortadan kaldırmış oluruz. Ha diyeceksiniz ki o zaman Türkçeciler özel ders vermez mi?

veremezler. Zira hayal kurma kabiliyeti, anlama - aktarma kabiliyeti özel dersle verilemez. Ancak bu ana sınıfından lise sona kadar alınacak okuma ağırlıklı bir eğitim ile mümkün olacaktır.

Ana dil üzerinden sınav seçme sistemini geçebilirsek emin olun ki gelecekte okulların başarıları da öğrencilerin kabiliyetleri ile nitelikleri de oldukça yüksek düzeyde artış gösterecektir. Böylece nitelikli okul dediğimiz okul, sınava değil de hayata hazırlayan, hayatla mücadele etmeyi başarabilen insanlar yetiştiren okullara dönüşecektir.

Vesselam.
 
Etiketler: YENİ, SINAV, SİSTEMİ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
25 Haziran 2019
BOZULDU
20 Haziran 2019
NE YAPSIN?
17 Haziran 2019
OKU DEDEN GİBİ OL!
14 Haziran 2019
MEZUN ÖĞRENCİLERE
09 Haziran 2019
PAGAN İNANCI-ATEİZM VE VAHŞİ GELECEK
03 Haziran 2019
ÖZGÜRLÜK
27 Mayıs 2019
GELECEK ÜZERİNE DÜŞÜNMEK
24 Mayıs 2019
YİNE
23 Mayıs 2019
ÇAM KOZALAĞI VE GENÇLİK
16 Mayıs 2019
SEN DEĞİL MİSİN?
13 Mayıs 2019
ALGI HERŞEYDİR!
11 Mayıs 2019
OLMA
06 Mayıs 2019
TERÖRİZM İLE NASIL MÜCADELE EDİLİR?
26 Nisan 2019
HOŞGELDİNİZ
22 Nisan 2019
SENYORAJ HAKKI
18 Nisan 2019
UNUTTUK
15 Nisan 2019
EĞİTİM VE ÖĞRETİM ÜZERİNE
12 Nisan 2019
Necmettin Kuyucuy’a
08 Nisan 2019
BLOKCHAİN -İŞLEMİN NİKAHI
03 Nisan 2019
AŞKIN ELİNDEN
01 Nisan 2019
DÜŞÜNCE
29 Mart 2019
BATIL BATIYA
25 Mart 2019
DATAİZM
21 Mart 2019
FOBİNİZ İSLAM MI?
18 Mart 2019
ZAFERİ MUAZZAMA ÇANAKKALE
11 Mart 2019
YENİDEN BİZ OLABİLİR MİYİZ?
06 Mart 2019
EY GAFİL
04 Mart 2019
DİKKAT “DA VİNCi” ÇIKABİLİR
28 Şubat 2019
SAKIN UNUTMA
24 Şubat 2019
MUHASEBE
21 Şubat 2019
DİKKAT ET
18 Şubat 2019
ORYANTALİZM
13 Şubat 2019
BUNU BİL
11 Şubat 2019
DİJİTAL DERSHANE Mİ?
06 Şubat 2019
NEDENDİR?
31 Ocak 2019
HATAYA DÜŞME
28 Ocak 2019
TEŞEKKÜRLER ÖĞRETMENİM
23 Ocak 2019
ANAM - BABAM’A ARZ-I HALİM
21 Ocak 2019
BÖLGESEL VE KÜRESEL DENKLEMDEKİ KİLİT ÜLKE İRAN
17 Ocak 2019
ACEP
13 Ocak 2019
FARKINDA MISINIZ! YENİ BİR DÜNYA DÜZENİ KURULUYOR.
09 Ocak 2019
MODERN DÜNYA DERLER NEREDE HANİ?
06 Ocak 2019
SOSYAL VARLIK OLARAK İNSAN
02 Ocak 2019
BİZE KALDI BU VATAN
29 Aralık 2018
DİKEY TARIM NE DEMEK?
26 Aralık 2018
ADEMOĞLU
24 Aralık 2018
AVRUPA KÜLTÜRÜNÜN KAYNAĞI: PAGANİZM
19 Aralık 2018
UZAK OLSUNLAR
16 Aralık 2018
TOPRAK KÜLTÜRÜ
12 Aralık 2018
HAK’IN RIZASI
09 Aralık 2018
YEMEN’İN HALLERİ
06 Aralık 2018
BİZDEKİ HALLER
02 Aralık 2018
VATAN PARÇASI KIBRIS
28 Kasım 2018
EYVAH CİHANDA YANGIN VAR
26 Kasım 2018
YAPAY ZEKA
22 Kasım 2018
AŞK DESTANI
19 Kasım 2018
STANFORD ÜNİVERSİTESİ VE SİLİKON VADİSİ
14 Kasım 2018
ÜÇ GÜNLÜK HİKAYE
11 Kasım 2018
TÜRKLERİN ÇEVREYLE İMTİHANI
08 Kasım 2018
HALİ NİCEDİR
03 Kasım 2018
ATEŞ KÜLTÜRÜ
31 Ekim 2018
DEMİŞLER
28 Ekim 2018
TARİH TEKERRÜR MÜ EDER?
24 Ekim 2018
DÜNYA DEDİĞİN
21 Ekim 2018
KUTULAR VE HAYAT
17 Ekim 2018
OĞUL
14 Ekim 2018
SİGARA VE DUMAN
10 Ekim 2018
NASIL BİR EĞİTİM?
05 Ekim 2018
ALLAHIN’IN SÖZÜ VAR
03 Ekim 2018
NASIL BİR EĞİTİM?
30 Eylül 2018
MERHABA
26 Eylül 2018
ÇİMENTOMUZ DOĞRULUK
Haber Yazılımı