Yazı Detayı
28 Ekim 2018 - Pazar 22:17
 
TARİH TEKERRÜR MÜ EDER?
NECMETTİN TÜRKEKUL
Eğitimci - Açı Okulları Kurucusu
 
 
Zaman; günümüzden 398 yıl önce,
Yer; İstanbul,
Olay; Devletin işleyişinin incelenmesi
Kişiler;IV. Murat, Sultan İbrahim, Koçi Bey ve devlet yöneticileri.


1620-1630 yılları arasında Osmanlı Padişahları IV Murat ve daha sonra kardeşi Sultan İbrahim’in isteği üzerine Koçi bey Devlet-i Ali Osman’ın röntgenini çekmiş ve payitahta sunmuştur. Koçi Bey Risalesi diye bilinen ve devletin bekası, kamusal alandaki hastalıkları ve tedavi yollarını gösteren o risale o tarihe kadar Osmanlı Devletinin ilk kez iç yapısını gözler önüne seren bir araştırmadır. Gayet objektif ve gerçekçi olan bu araştırma zamanında oldukça fazla vezir ve üst düzey yöneticiyi rahatsız etmiş ve Koçi Bey’e yeterince düşman kazandırmaya yetmiştir.

Koçi Bey hiç çekinmeden o güne kadar yapılmamış olan devlette yaşananları, çarpık ilişkileri, adam kayırmayı, torpili, iltiması, rüşveti ve iftiraları bir rapor haline getirmiş ve padişaha sunmuştur.  

Bununla Koçi Bey Osmanlı duraklama döneminde işlerin nasıl işlediğini, kimlerin idari yapıda etkili olduğunu ve sistemin nasıl bozulduğunu göstermeye çalışmıştır. Koçi Bey Risalesi, Osmanlı Devleti ve idari yapısında yapılması gereken reform hareketlerinin nasıl olması gerektiğinin yolunu da devlet ricaline göstermesi sebebiyle de önemlidir.

Allah'tan risalede anlatılan hastalıklar sadece o döneme aittir! ve daha sonralara sirayet etmemiştir! Çok şükür! Şaka bir yana maalesef Koçi Bey’in tespit ettiği hastalıklar son 400 yılda sürekli nüksetmeye devam etmiştir.

Koçi Bey'in Osmanlı devlet yönetiminde tespit ettiği hastalıkların bazılarını maddeler halinde görelim;

Birinci sorun olarak Koçi Bey;
makama gelişte liyakat esasında ki bozulmalardan bahseder ve Şöyle der;
“Yüksek dereceli memurluklar görevlerine atanırken, o görevin ağırlığını taşıyacak birikim ve liyakate sahip olmadan atanıyorlar. Bu durum ast ve üst ilişkisini bozarak sistemi çürütüyor.

Makama gelişte liyakat esasından vazgeçilmiştir, bu da Allah korusun, devletin çöküşüne gidecek vahim bir durumdur. Liyakatsiz yöneticiler, işlerinde son derece başarısızdırlar. Göreve torpille geldikleri için emri altındakileri sürekli sıkıştırmaktadırlar, bu da memurların amirlerine karşı el pençe divan durmalarına ve içten içe onlara diş bilemelerine yol açıyor. Bunun yanında devlette sorunların üzeri örtülüyor ve kimse yanlışlıklardan söz edemez hale geliyor.

Sultan veya devlet temsilcileri bir şey sorduklarında “her şey güllük gülistanlık” gibi gösterilirken, iş yaparken ki hal ve hareketleri ile adeta o işten anlamıyorum diye bağırıyorlar.

İşten anlamasalar da kendilerini o makama getirenlere karşı yağcılık yapmakta pek mahirdirler. Bu nedenle yağcılık yapmaktan kendilerini yetiştirmeye vakit bulamıyor ve hatta gerek dahi görmüyorlar. En basit işi bile beceremeyen bu memurlar meselenin nasıl çözüleceğine dair bir ilmede sahip değildirler.

Amirler, emirleri altındaki memurları aşırı ezdiklerinden işi bilen memurlar amirlerinden nefret eder hale gelmişler ve sırf amirlerini zorda bırakmak için işlerini sabote etmektedirler.

Devleti soymak, yetim hakkı yemek ve menfaat elde etmek için sürekli iş takibi yapanlar var. Bunu devlet mutlaka önlenmelidir. Aksi taktirde devletin bekasından söz edilemez.

Atamalar, kulislerle ve işini iyi yapan adamların ayaklarının kaydırılmasıyla yapılıyor. Devlete memur alınırken vezirlere ve üst yöneticilere yakınlık çokça kullanılıyor. Makamlara yakınların atanması iş akışını da aksatıyor. Elbette Liyakatli bir kişinin etkili bir makama gelmesi için üstlere yakın olması atamayı engellememelidir. Ancak liyakatin yerini sadece üstlere yakınlık ve akrabalık almaya başlayınca işlerin bozulması kaçınılmaz olmaktadır.

İkinci olarak; Memurların görevden alınmalarında kıskançlık, çekememe ve tecessüsün önde olması, başarısızlığın ise görevden alınmaya neden olmaması çok büyük bir güven bunalımına yol açmaktadır. Hiç kimse görevini yerine getirmek için çaba göstermezken, başkalarının ayaklarını kaydırmayla uğraşmaktadırlar.
Memurların görevdeki başarılarının gözardı edilmesi çekememezlik ve kıskançlıklar sonucu çıkarılan dedikodular ile haksız yere görevden alınmalarını devletin bozulma sebebi olarak söyleyebiliriz.

Devlet yöneticilerinin kolayca görevden alınması, onları makamı korumak için itaatkâr hâle getirmekte. Bu durum doğruyu yapma ve âdil davranma yerine dalkavukluk yapmayı tercih etmelerine yol açmaktadır. Bu yüzden üst düzey yöneticiler, görevlerinden kolayca alınmamalıdırlar. Eğer bir hataları varsa yargılanmalı ve öyle azledilmelidirler.

Üçüncü mesele olarak; Rüşvet, torpil ve benzeri yöntemlerin devletin tüm kademelerinde yaygınlaşmış olmasıdır. Hz. Peygamber'in (S.A.V.); “Rüşvet alan da, veren de cehennemdedir" sözleri, menfaatlerin reddedilemez hale gelmesi nedeniyle, göz ardı edilmiş ve maalesef rüşvet yaygınlaşmıştır. Görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulması bozulmayı artıran sebeplerdendir.

Günümüzden yaklaşık 400 yıl önce devletin sorunlarını analiz eden ve bire bir çıkaran Koçi Bey ne yazık ki devletin hataları düzeltememesi, milletin bu hataların yapılmasında ısrarcı olmaları bedeniyle maalesef Koçi Beyi haklı çıkarmış ve bir cihan devleti olan Osmanlı bu raporlardan 300 yıl sonra paramparça olmuştur.

O nedenle önce millet olarak, torpil, iltimas, haksızlık yapılması, adam kayırma, rüşvet vb. alışkanlıklardan temizlenmeliyiz. Hakkımız olmayan hiç bir şeyi talep etmemeyi alışkanlık haline getirmeliyiz, talep edenleri de ciddi anlamda dışlamalıyız. Yoksa tarih tekerrür etmek gibi kötü bir alışkanlığa sahiptir unutmayalım.

Son olarak Merhum Mehmet Akif’in sözleriyle yazıyı bitirelim;
Geçmişten adam hisse kaparmış...
ne masal şey. Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi.
Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar. Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi.
Vesselam.
 
Etiketler: TARİH, TEKERRÜR, MÜ, EDER?,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
17 Haziran 2019
OKU DEDEN GİBİ OL!
14 Haziran 2019
MEZUN ÖĞRENCİLERE
09 Haziran 2019
PAGAN İNANCI-ATEİZM VE VAHŞİ GELECEK
03 Haziran 2019
ÖZGÜRLÜK
27 Mayıs 2019
GELECEK ÜZERİNE DÜŞÜNMEK
24 Mayıs 2019
YİNE
23 Mayıs 2019
ÇAM KOZALAĞI VE GENÇLİK
16 Mayıs 2019
SEN DEĞİL MİSİN?
13 Mayıs 2019
ALGI HERŞEYDİR!
11 Mayıs 2019
OLMA
06 Mayıs 2019
TERÖRİZM İLE NASIL MÜCADELE EDİLİR?
26 Nisan 2019
HOŞGELDİNİZ
22 Nisan 2019
SENYORAJ HAKKI
18 Nisan 2019
UNUTTUK
15 Nisan 2019
EĞİTİM VE ÖĞRETİM ÜZERİNE
12 Nisan 2019
Necmettin Kuyucuy’a
08 Nisan 2019
BLOKCHAİN -İŞLEMİN NİKAHI
03 Nisan 2019
AŞKIN ELİNDEN
01 Nisan 2019
DÜŞÜNCE
29 Mart 2019
BATIL BATIYA
25 Mart 2019
DATAİZM
21 Mart 2019
FOBİNİZ İSLAM MI?
18 Mart 2019
ZAFERİ MUAZZAMA ÇANAKKALE
11 Mart 2019
YENİDEN BİZ OLABİLİR MİYİZ?
06 Mart 2019
EY GAFİL
04 Mart 2019
DİKKAT “DA VİNCi” ÇIKABİLİR
28 Şubat 2019
SAKIN UNUTMA
24 Şubat 2019
MUHASEBE
21 Şubat 2019
DİKKAT ET
18 Şubat 2019
ORYANTALİZM
13 Şubat 2019
BUNU BİL
11 Şubat 2019
DİJİTAL DERSHANE Mİ?
06 Şubat 2019
NEDENDİR?
04 Şubat 2019
YENİ SINAV SİSTEMİ
31 Ocak 2019
HATAYA DÜŞME
28 Ocak 2019
TEŞEKKÜRLER ÖĞRETMENİM
23 Ocak 2019
ANAM - BABAM’A ARZ-I HALİM
21 Ocak 2019
BÖLGESEL VE KÜRESEL DENKLEMDEKİ KİLİT ÜLKE İRAN
17 Ocak 2019
ACEP
13 Ocak 2019
FARKINDA MISINIZ! YENİ BİR DÜNYA DÜZENİ KURULUYOR.
09 Ocak 2019
MODERN DÜNYA DERLER NEREDE HANİ?
06 Ocak 2019
SOSYAL VARLIK OLARAK İNSAN
02 Ocak 2019
BİZE KALDI BU VATAN
29 Aralık 2018
DİKEY TARIM NE DEMEK?
26 Aralık 2018
ADEMOĞLU
24 Aralık 2018
AVRUPA KÜLTÜRÜNÜN KAYNAĞI: PAGANİZM
19 Aralık 2018
UZAK OLSUNLAR
16 Aralık 2018
TOPRAK KÜLTÜRÜ
12 Aralık 2018
HAK’IN RIZASI
09 Aralık 2018
YEMEN’İN HALLERİ
06 Aralık 2018
BİZDEKİ HALLER
02 Aralık 2018
VATAN PARÇASI KIBRIS
28 Kasım 2018
EYVAH CİHANDA YANGIN VAR
26 Kasım 2018
YAPAY ZEKA
22 Kasım 2018
AŞK DESTANI
19 Kasım 2018
STANFORD ÜNİVERSİTESİ VE SİLİKON VADİSİ
14 Kasım 2018
ÜÇ GÜNLÜK HİKAYE
11 Kasım 2018
TÜRKLERİN ÇEVREYLE İMTİHANI
08 Kasım 2018
HALİ NİCEDİR
03 Kasım 2018
ATEŞ KÜLTÜRÜ
31 Ekim 2018
DEMİŞLER
24 Ekim 2018
DÜNYA DEDİĞİN
21 Ekim 2018
KUTULAR VE HAYAT
17 Ekim 2018
OĞUL
14 Ekim 2018
SİGARA VE DUMAN
10 Ekim 2018
NASIL BİR EĞİTİM?
05 Ekim 2018
ALLAHIN’IN SÖZÜ VAR
03 Ekim 2018
NASIL BİR EĞİTİM?
30 Eylül 2018
MERHABA
26 Eylül 2018
ÇİMENTOMUZ DOĞRULUK
Haber Yazılımı