Yazı Detayı
20 Mayıs 2019 - Pazartesi 12:46
 
Sosyal Fobi ve Utangaçlık
NİLAY ÖLÇEK
Psikiyatrist - Psikoterapist Dr. Nilay ÖLÇEK 2011 yılından sonra Samsun Ruh Sağlığı Hastanesi’nde çalışmaya başladı. 2018 yılından itibaren özel muayenehane'de psikoterapi ve psikiyatri hizmeti vermeye başladı. Halen Türk Tabipler Birliği, Türkiye Psikiyatri Derneği ve Samsun Psikoterapi Enstitüsü üyesi. Ayrıca 2016 yılından beri Türk Kızılayı Samsun Şubesi yönetim kurulu üyesi.
 
 
Çoğumuz toplumun gözü önünde bir iş yaparken bir miktar heyecan duymuşuzdur, bu heyecan vücudumuzda belirli hormonları aktifleştirmiş ve belki kızarma, titreme, çarpıntı da hisetmişizdir. Hatta bazen belirli ortamlardan çekinmiş ve çok bulunmamayı tercih de etmiş olabiliriz.

Örnek olarak ilk TV programına çıkan birinin yaşadığı heyecanı veya protokol karşısına çıkmayan birinin o ortamdan çekinmesini verebiliriz. Bu durumda tanı almayan sıradan kişiler bir süre sonra kaygılarını yatıştırır ve devam edebilirler.

Sosyal fobi konusu ise aslında utanmadan ve çekinmeden bir miktar farklıdır. Aşırılık söz konusudur.

Aşırı utanç...Sosyal fobi yaşayan kimse başkaları tarafından yargılanacağı kaygısıyla sosyal ortamlarda rezil olacağı konusunda “sürekli “endişe eder.

Bazen insanların içinde yemek yemez, bazen mağazadan alışveriş yapamaz, bazen karşı cinsle konuşamaz, bazen parmak kaldıramaz. Hep diğerlerinin kendisindeki bir eksik yönü fark edeceğine inanır. Toplumda konuşmaktan “kaçınır”. Hatta bu ihtimal gelişmesin diye “sosyal etkileşimlerini azaltır”.

Daha çok ergenlik döneminde görülür, çünkü ergenlik dönemi sosyalleşmenin arttığı ve kimlik bulmanın daha çok sosyal çevre üzerinden geliştiği bir dönemdir. Sosyal fobi yaşam boyu 10 a varan sıklıkta görülür. Hafif çekingenlik kişide hafif kaygı yaratıp etkinliğine olumlu bir şekilde motive ederken, sosyal fobisi olan kişiler yoğun korku hmekte ve etkinlikten kaçınmaktadırlar.

Günümüzdeki yaşam şartlarına bakınca ciddi atılganlık ve girişkenlikle bile şartların üstesinden gelmesi zorlu iken sosyal fobinin varlığı kişinin yaşam kalitesinde kaçınılmaz olarak sıkıntı yaratır. Süreç içinde kişiyi hayatta oluşturabileceği seçenekler açısından oldukça kısırlaştırmaktadır.

Bu alternatifsiz, kısır şartlarda kendini yeterince ifade edebilecek şansının olmayışı, beklentilerinin karşılanmayışı kişinin kendilik değerini düşürebilir. Karşılanmamış ihtiyaçlar ve beklentiler kişiyi karamsarlığa itebilir. Bu dönemde depresyon gelişmesi çok olası ve sık rastlanan bir durumdur. Bazı sosyal fobi yaşayan kişiler durumlarını artık sanki kaderleri gibi kabul etmekte iken bazıları da boyun eğmek yerine durumlarını değiştirmeye karar verirler. Sosyal Fobisi olan kişiler süreç içerisinde durumlarını maskeleyecek ciddi kaçınma davranışları geliştirmiş olabilirler.

Bazı kişiler yaygın fobi yaşarken bazıları kısmen yaşayıp belki belirli bir işlevsellik göstermiş olsa dahi onlar için de mevcut potansiyellerini tam olarak kullanmama durumu söz konusu olabilmektedir.

Sosyal fobi bir kader değildir. Belirli psikiyatrik teknikler, psikoterapi yöntemleri ile bazen ilaç tedavisini bile kullanmadan tedavi edebildiğimiz bir kaygı bozukluğudur. Tedavide kişinin kaygı yaratan düşünceleri incelenir, sağlıksız ve işlevsiz olanlar tespit edilip onarılmaya çalışılırken, aynı zamanda kişiye kaygının bedenine yansımaları ile baş etmesi de öğretilir. Tanının konması ne denli gecikirse kayıp da o kadar artmaktadır.

Bu nedenle belki ebeveynlerin erken dönemde çocuklarını bu açıdan da gözlemlemeleri önemlidir diyebiliriz.
 
Etiketler: Sosyal, Fobi, ve, Utangaçlık,
Yorumlar
Haber Yazılımı