Yazı Detayı
17 Aralık 2018 - Pazartesi 21:11
 
SORUMLULUK BİLİNCİ
Doc. Dr SELMA SABANCIOĞULLARI
Doç. Dr. Selma SABANCIOĞULLARI Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Suşehri Sağlık Yüksekokulu, Ruh Sağlığı ve Psikiyatri Hemşireliği Anabilim Dalında öğretim üyesi (Doçent Doktor) olarak görev yapmaktadır. Sabancıoğulları’nın 60’a yakın uluslararası ve ulusal bilimsel makalesi ile beş bilimsel kitapta bölüm yazarlığı, 70’in üzerinde uluslararası ve ulusal kongre, sempozyum ve bilimsel toplantılarda sunulan bilimsel bildirisi bulunmaktadır. Çalışma alanları ruh sağlığı, ruhsal bozukluklar, toplum ruh sağlığı, etkili iletişim ve ilişkiler, çocuk-ergen ruh sağlığı, anne-baba tutumları ve evlilik ilişkileridir. Yabancı dili İngilizcedir.
 
 
Üniversite öğrencileri ile ders yaptığım zamanlarda gözlemlediğim öğrencilerin bir kısmının içtikleri su şişelerini, çay bardaklarını sınıfta bulunan çöpe atmadıkları, sıraların üstünde öylece bırakıp gittikleridir. Bu konuda uyarıldıklarında ise bazıları “okul personelinin işi ne o toplasın çöpe atsın diyebiliyorlar”. Yine üniversitede yapılan bir araştırmada yemekhanede yemekte portakal çıktığı günlerde çoğu öğrencinin portakallarını yemediği ve tabakta bıraktığı tespit edilmiş. Bunun nedeni öğrencilere sorulduğunda portakalı soymanın kendilerine zor geldiği cevabı alınmış. Üniversite düzeyindeki bir kişiye portakalı soymak neden zor geliyor, aynı şekilde içtiği suyun şişesini neden çöpe atmıyor?...

Muhtemelen bu gençlerin bugüne kadar evde portakallarını anne babaları soydu. Evde odalarını anneleri topladı, çöplerini kendileri atmadı…

Sevgili anne babalar çocuklarınız sizin için dünyanın en değerli varlıkları. Onların yorulmasını, incinmesini, saçının teline zarar gelmesini istemiyorsunuz. Bu düşüncelerle çocuğunuza yapabileceği halde hiçbir sorumluluk vermeyip onun yerine siz yapıyorsunuz. Ancak bu şekilde ki aşırı korumacı davranışlarınız çocuklarınıza yarar yerine zarar verir.Sonrasında ise yine aynı siz “Koskoca adam oldu bir ekmek alıp gelmiyor, bir çöpü atmıyor, bu yaşta iki yumurta kırıp pişiremiyor” şeklinde serzenişlerde bulunuyorsunuz. Sizin iyi niyetli korumacı davranışlarınız çocuğunuzun tembel olmasına ve bir çok konuda sorumluluk almamasına neden olabilir…

Sorumluluk bilinci kendiliğinden gelişen bir his değildir.Küçük yaşlardan itibaren aile içinde öğrenilmeye başlanması gereken bir duygudur.Çocuklarımız sorumluluk almayı ancak anne baba olarak biz onlara öğrettiğimiz zaman öğrenirler. Sorumluluk; kişinin kendi eylemlerini ya da kendi yetki alanına giren herhangi bir olayın sonuçlarını üstlenmesidir. Çocukluk yıllarından itibaren sorumluluk duygusunu geliştiren kişi, kendisine ve başkalarına karşı saygılıdır. Kendi kararlarını kendisi verebilir. Üstüne düşen görevleri yerine getirir. Kendi işlerini kendi kendine yürütür ve başkalarına gereksiz yere yük olmak istemez. Duygu, düşünce ve davranışlarından yalnız kendini sorumlu tutar. Hak etmediğini almaya kalkmaz…

Peki sorumluluk bilincini nasıl kazandıracağız? Sorumluluk bilinci çocuklara nasihat ve öğütle kazandırılan bir beceri değildir. Çocuğun bizzat kendisinin deneyimleyerek öğrendiği bir histir. Sorumluluk bilincini çocuklara fırsatlar sunarak geliştirebiliriz…

Çocuğunuza, yaşına göre kendi işlerinde ve ev işlerinde sorumluluk verin… Çocukların yaşına uygun sorumluluk alması için belli bir yaş sınırı yoktur.İki buçuk yaşından başlayarak döke saça da olsa çocuğun çorbasını kendi başına içmesi, oyuncaklarını toplaması, kendi odasında kendi yatağında yatması, yaşına göre sofra hazırlığına yardım etmesi, tabağını kaldırması, yatağını toplaması, bulaşık makinesini boşaltması, çöpü dışarı çıkarması gibi görevler vermelisiniz. Bu görevler“sorumluluk”konusunda çocuğu cesaretlendirici ve destekleyici bir ortam sağlar. Böyle bir ortam çocuğun kendi kendisini yönetmesine fırsat vererek kendine olan güvenini artırır. Çocuk, masayı ben hazırladım, tabakları ben topladım diyerek kendi ile gurur duyar. Bunların yanı sıra kendisi ile ilgili işleri kendisinin yapması için desteklemelisiniz. Giyinip soyunması, yemeğini yemesi için yeterli zamanı sağlayıp, bu sorumluluklarını yapmasına fırsat vermelisiniz. Hazırlıkları son dakikalara bırakıp, geç kalmasın diyerek 'bu sefer de ben giydireyim, ben yedireyim' derseniz bu becerilerin kazanımı gecikecektir. Sorumluluk verirken çocukların kaldırabileceği sorumlulukları vermeye dikkat edilmelidir.Çocuğun kaldıramayacağı aşırı sorumluluk ve görev vermek çocuğun kendini yetersiz hmesine neden olur ve öz güvenini düşürür…

Çocuğunuza karar verme, seçme ve davranışının sorumluluğunu alma olanağı verin…Bütün çocukların seçimlerinin sonuçlarını öğrenmeye ihtiyacı vardır. Sorumluluk bilinci kazandırmak için çocukların davranışlarının sonucuna katlanmasını sağlamak gerekir. Eğer çocuk davranışlarının sonucuna katlanmaz ve aynı hatalı davranışlara devam ederse sorumluluk duygusu gelişmez.Çocuğunuz ödevini yapmadığında ya da yapmayı unuttuğunda onun yerine ödevini siz yapmayın. Ödevini evde unuttuğunda peşinden okula götürmeyin. O gün o dersten eksik puan alması gerekiyorsa bırakın alsın. Zamanında ev ödevlerini tamamlayamadığında düşük not alacağını bilmesi gerekir. Telafi ettiğiniz sürece bu davranış devam eder ve sorumluluğunun farkına varamaz. Ancak çocuğun kendisine zarar verebilecek bir davranışına da izin vermemelisiniz…

Çocuğunuza inandığınızı ve güvendiğinizi htirin…Birçok çocuk, anne babasının mükemmeliyetçi tutumları sebebiyle sorumluluk alıp başarısız olmaktan çekinir. Çocuğunuz verilen bir sorumluluğu tam anlamı ile yapamamış, eksik yapmış olabilir. “Bu ne böyle mi yapılır, hiç olmamış bu, bırak ben yaparım” demek çocuğunuzun cesaretini kırar. Bunun yerine “bu yaptığın da oldukça iyi görünüyor, bir daha ki sefere şunu da ekleyebilirsin” demek çocuğu cesaretlendirir ve yapabileceğinin en iyisini yapana kadar denemesine neden olur…

Çocuğunuzun fikrini önemseyin…Özellikle de sorumlulukları konusunda beraber konuşun. Ödev yapması gerekiyorsa ona bunun sağlayacağı yararları anlatın. Ancak onu da dinleyin. Size karşı kendini ifade edebilen bir çocuk dışarıya da kendini ifade edebilir.Çocuğunuz oyuncaklarını dağınık şekilde bırakıyor ve siz bu davranışını değiştirmesini istiyorsunuz. İlk olarak çocuğunuzla konuşun. Oyuncaklarını toplamasının ona ve size sağlayacağı kolaylıklardan bahsedin. “Odanı ve oyuncaklarını dağınık bıraktığında onları toplamak çok zamanımı alıyor, çok yoruluyor ve sana yeterince zaman ayıramıyorum”, “Eşyaların dağınık olduğunda sende istediğin zaman sana gerekli olan eşyalarını bulmakta zorlanıyor, bulamıyor ve vakit kaybediyorsun” diyebilirsiniz. Hatta oyuncak toplamak için aranızda eğlenceli bir yöntem oluşturabilir, bunu da bir oyun haline getirebilirsiniz…

Sınırlar koyun…Sınır konulması çocukların sorumluluk alma, kendini kontrol etme, kendi kararlarını verme gibi önemli kişilik özelliklerinin de gelişmesine yardımcı olur. Çocuklar sınır konulduğunda anne babanın sunduğu alternatifler hakkında karar vermek zorunda kalır. Anne babanın sunduğu alternatiflerden birini seçer ve o seçtiği seçeneğin sonucunu kabul ederler. Bu deneyim çocukta sorumluluk duygusunu geliştirir.Örneğin çocuğunuzun giyinmesini istiyorsunuz, ancak çocuğunuz giyinmeyi ret ediyor. “Önce pantolonunu mu yoksa kazağını mı giymek istiyorsun” şeklinde seçenek sunulur. Çocuk seçmeyi ret ederse bunun kendi kararı olduğunu htirerek, “seçimini kendin yapacak mısın yoksa ben mi seçeyim” diye sorulabilir. Çocuk direnmeye devam ederse “görüyorum ki benim seçim yapmamı istiyorsun” diyerek seçim yapılır ve uygulanır…

Çocuğunuza rol model olun… Siz ne kadar sorumluluk sahibiyseniz çocuğunuz da o kadar sorumluluk sahibi olacaktır.

Çocuğunuzun yaşı ilerledikçe yalnız başına etkinliklere katılmasına, arkadaşları ile plan yapmasına fırsatlar verin. Tüm hayatı boyunca siz yanında olamazsınız. Bunu anlayabilmesi için sizden ayrı etkinliklere katılmasına izin vermelisiniz…

Çocuklarınızla birlikte öğretici, geliştirici ve keyifli zamanlar geçirmeniz dileklerimle, sağlıcakla kalın…

Sorumluluk, insanı eğitir. WendeIIPhiIIips
 
Etiketler: SORUMLULUK, BİLİNCİ,
Yorumlar
Haber Yazılımı