Yazı Detayı
16 Nisan 2019 - Salı 10:39
 
SİYASETTE SAVRULMAK VE BEDEL ÖDEMEK
MUSA UZUNKAYA
Erzurum Atatürk Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi İslam Hukuku Bölümü - Arapça, Fransızca, Orta Farsça - İlahiyatçı, Müftü - Diyanet İşleri Başkanlığı Samsun Müftü Muavini, Espiye, Hollanda' da Din Görevlisi, Havza, Akçakoca ve Akçaabat Müftüsü - Adalet ve Kalkınma Partisi Kurucu Üyesi - XX, XXI, XXII nci Dönem Samsun Milletvekili
 
 
İbni Haldun’un en meşhur sözlerinden birisidir; “ SİYASET, İNSAN NEFSİNİN EN AĞIR İMTİHANIDIR!..”

Evet, siyasetin ne ağır bir imtihan ve ne kötü bir şehvet olduğunu aynel yakin görmenin bahtsızlığını yaşıyoruz. Hangi siyasi eğilim ve tercihe bakarsanız bakınız az veya çok bu illeti görmeniz mümkündür. Bazen öyle bir siyasi körlükle karşı karşıya gelebilirsiniz ki, “ ... bu kadarı da olmaz, olamaz!..” dedirtir size. Ve inanılacak gibi değil lakin en olmaz şeyi insana yaptırır bu siyasi şehvet körlüğü!...

Nasıl mı? Müsadenizle misallendirmeye çalışayım hem de en taze örnek hadiselerden. Kaldı ki, yakın ve uzak tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur.

Hiç bir ortak paydaları bulunmayan insan ve siyasi temayülleri bir araya getirir. Şimdi siz CHP’nin SAADET PARTİSİ, İYİ PARTİNİN de HDP ile veya dördünün bir biriyle ortak paydalarını nasıl tesis edeceksiniz? Hangi yönleri bir birine benzemektedir.

Milli Görüş partilerinin tüm kapatılma davalarında en etken faktör olan ve fikirlerinin adeta yok edilme pahasına mücadele eden CHP ile, SAADET PARTİSİ ve onun başkanı olan Sayın TEMEL KARAMOLLAOĞLU’nu hangi ideal dünya ve ukba görüşü bir araya getirebilmiştir?

Kanaatimce siyasi hırs, kin, öfke, kıskançlık, yerli ve yabancı bir kısım hedeflere meze olma gafleti. Bu öyle bir körlüğe dönüşmüştür ki, tıpkı acıkan kedinin yavrusunu yeme iştihasını tatmin için, önce onu fareye benzetip sonra da afiyetle yemesi gibi... En yakınlarını en uzak düşman, en uzakta olanları da en yakın dost olarak görme körlüğüne sevkeder, yapılan her icraat, hatta 99 müslüman kesimin memnuniyetini calip bir icraat bile ona nefret ve düşmanlık kaynağı olarak gözükebilir.

Mesela, değil sadece Türkiye müslümanlarının, dünya müslümanlarının hatta tüm insanların hayranlık ve takdirini celbeden ÇAMLICA’da inşa edilen takribi 100.000- kişinin bir anda ibadet edebileceği bir CAMİNİN inşası bile ona düşman gözükür hale gelir. Asrın, belki de Türkiye’nin en büyük camisi olarak inşa edilen bu mabet, ( bağışlayın ama) hiç utanmadan, sıkılmadan ve hatta Allahtan korkmadan Kur’an’da takbih edilen, yıkılması ve içinde namaz kılınmaması emredilen MESCİD-İ DIRAR’a benzetilme bahtsızlığını, merhum Erbakan Hocamızın “ Taksime, yetmez, Çankaya’ya da cami yapacağız!..” talebini seslendirdiği partisinin bugünki lideri ve kadrolarına ait sözler olması ne ürkütücü ve hatta korkutucu değil mi? Karamollaoğlu ve ekibinin inanıyorum ki, özde cami düşmanlığı olması asla düşünülemez. Ne var ki, ah şu ortaklık var ya o meşum ortaklık?!.. “ Söyle arkadaşını, söyleyeyim kim olduğunu!..” gerçeğini, dahası; “ Körle yatanın şaşı kalkacağı..” hakikatini haykırmakta değil mi? CHP ve HDP ile birliktelik bedeli bu kadarla kalsa ne gam?!.. Yarınlarda kim bilir neler göreceğiz neler?!..

Bu tavrı CHP seslendirseydi, muhtemeldi ki, bu millet ve özellikle SAADETLİ kardeşlerimiz bu tavra farklı bir parantez açacak, CHP’nin tarihi köklerine dönüş sinyali olarak adlandıracaktı.

Hangi neden SP’yi böyle bir yaklaşıma, dilim varmıyor ama cami karşıtlığına itebilmiştir?

İsraf denecekse, ülkede sadece kala kala cami yapmak mı israf olarak algılanacak, başka israflar yok mu? Bağışlarla inşa edilen bu ve diğer camiler yanında bizzat devlet hazinesinden inşa edilen onlarca stat ve spor salonu o zaman ne sayılacak? Kaldı ki, onların da toplumsal bir talep ve karşılığı olduğunu kabul etmek durumunda değil miyiz? “ LA İSRAFE Fİ’L- HAYR; yani hayırda israf yoktur!..” düsturu nasıl da unutulabilir üç günlük halvetle?!..

Bu dört benzemezi bir araya getiren tek şey, AK PARTİ karşıtlığı ve RECEP TAYYİP ERDOĞAN düşmanlığından başka ne ola ki! Bunu çok açık bir şekilde ve her fırsatta liderleri ve yetkili kadroları telaffuz etmekteler. Hiç bir şey olmasa bile, amaç haline getirilen düşmanlık onları birleştirmiş, yelpazede yer alan bir ortak alenen terörün destekçisi ve bizzat ondan beslendiğinin itirafçısı olsa da siyasi körlük ve Sayın ERDOĞAN’a düşmanlık duygusu her şeyin önüne geçebilmiştir.

Arap ligi toplantılarında, hiç bir lider ve yapılan hiç bir toplantı ülkelerinin lehine, İsrail’in aleyhine bir karar alamadan dağılır. Yani bir türlü anlaşamazlar. Onun için “ Hiç bir şeyde anlaşmamak üzere araplar anlaştılar!...” manasına gelen; “ İttefaka’l- arabu, ala en la yettifika şeyen!..” darb-ı meseleni söylerler. Bizimkiler de tek bir şeyde olsa da böylece ittifak etmiş oldular. Bu parantez çok daha geniş yorumlara gebe sayılır.

Allah, siyaset şehvetiyle bize dünya itibarımızı, ahirette de umduğumuz Cemalullah ve ebedi mekanımız olmasını dilediğimiz cennetimizi kaybettirmesin.

Vaktiyle Prof. Dr. NUMAN KURTULMUŞ gibi kibar, nahif, zarif, babası ve ta dedesinden beri din-i mümini islama hadim bir ailenin evladı ve Erbakan Hocamızın tensipleriyle SAADET PARTİSİ’nin başına getirilen bir lideri, bir ramazan günü iftar sofrasında çatal-kaşık, bardak- tabak fırlatarak kovan insanlar, bugün o partiden icra yoluyla uzaklaştırılıyorlarsa “ azizun zü’ntikam ..” olan Allah’ın adaletine “ men dakka, dukka..” darb-ı meseline atf-ı nazar etmeli ve kendilerine de ; “ acaba biz nerede hata yapmıştık?!.. “ demeli değiller mi?

Tıpkı AK PARTİ’nin 31- mart/ 2019- seçimlerinde hiç bir farklı bahaneye sarılmadan ve topu taca atmadan gerçek hatalarını, bütün sebep ve sonuçlarıyla gerçek müsebbipleri görmeden sağlıklı bir sonuca kavuşamayacağını bilmesi gerektiği gibi.

MYK ve MKYK’da hafta sonu görüşmeler yapılmış ve tahmin ediyorum ki hiç bir yetkili ve sorumlu şahıs nerede hata yapıldığını açık ve seçik bir şekilde dememiş, diyememiştir. Çünkü öyle bir şeyi söylemek, üstlendiği parti görevinden belki de kemal-i edeple istifasını gerektirecektir. Tüm yanılma, yanıltma, adam kayırma, siyasette dar alanda yandaşlar oluşturma, klikleşme ve en kötüsü de sayısız zaaflar onların gerçekleri söylemesine mani olmuştur ve olacaktır.

Hoca Nasrettin’in yüzüğünü kaybettiği yerde değil de başka yerde araması gibi,

Şimdi de, AK PARTİ ‘li bazı etkin ve yetkin makamlarda yer alan kurmayların bu tür hatalara düşmeden partinin yarınları ve ümmetin umutları için yanlış adrese yönelmeden, topu taca atmadan tüm hataları görme ve yanlışları düzeltme erdemini gösterebilmeli, lideri yanıltmadan, kendilerini acıtacak olsa da hakikati gözler önüne sermelidirler.

Kusura bakmayın, Liderimizi yıllardır yanıltıyorsunuz!.. Allah aşkına bütün kusurlarınızla gerçekleri izhar edin ve başta kendi günah ve kusurlarınız olmak üzere, öncelik sırasına göre tek tek hataları bir nizam içerisinde gidermeye çalışın!.. aksi takdirde Allah encamımızı hayreylesin !

Samimi vekiller ve dava şuurunu henüz kaybetmemiş erdemli tüm kademelerdeki kadrolardan samimi görüş, eleştiri ve gelecek tavsiyelere kulak verin.

Evet siyaset, insan ve gönül kazanma, yönetme ve idare etme sanatı olduğu kadar, savrulmaya sebep olan yanlışlar sonucu en erken bedel ödeme sanatıdır da. Siyasette bir yanlış bütün doğrularınızı götürebilir. Bu böyle biline!... Evet evet şimdi muhasebe zamanı, hem de en ciddisinden!...

Selam ve dualarımla!...
 
Etiketler: SİYASETTE, SAVRULMAK, VE, BEDEL, ÖDEMEK,
Yorumlar
Haber Yazılımı