Yazı Detayı
08 Ekim 2018 - Pazartesi 20:26
 
RUHSAL SAĞLIĞIMIZ NE DURUMDA?
Doc. Dr SELMA SABANCIOĞULLARI
Doç. Dr. Selma SABANCIOĞULLARI Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Suşehri Sağlık Yüksekokulu, Ruh Sağlığı ve Psikiyatri Hemşireliği Anabilim Dalında öğretim üyesi (Doçent Doktor) olarak görev yapmaktadır. Sabancıoğulları’nın 60’a yakın uluslararası ve ulusal bilimsel makalesi ile beş bilimsel kitapta bölüm yazarlığı, 70’in üzerinde uluslararası ve ulusal kongre, sempozyum ve bilimsel toplantılarda sunulan bilimsel bildirisi bulunmaktadır. Çalışma alanları ruh sağlığı, ruhsal bozukluklar, toplum ruh sağlığı, etkili iletişim ve ilişkiler, çocuk-ergen ruh sağlığı, anne-baba tutumları ve evlilik ilişkileridir. Yabancı dili İngilizcedir.
 
 
Geçen hafta derste üniversite öğrencileri ile ruh sağlığı ve ruhsal bozukluk kavramlarını tartışıyorduk. Tartışma esnasında öğrencilere “Sizce ruh sağlığınız nasıl, ruhsal yönden sağlıklı mısınız?”, “Toplumun ruh sağlığı nasıl”?,Ruhsal olarak iyiyiz demek için neleri ölçüt almak gerekli?Gibi sorular sordum. Öğrencilerden başlangıçta pek kayda değer yanıt gelmediğini,“Ruhsal olarak iyiyiz demek için neleri ölçüt alırsınız?” sorusuna ise hiç cevap gelmediğini söyleyebilirim…

Çünkü, toplum olarak ruhsal sağlığı tanımlamakta zorlanıyoruz, sağlıklı olmayı genellikle sadece beden sağlığı olarak algılıyoruz. Sağlık denildiğinde aklımıza ilk gelen şey, karnımızın, başımızın ağrımadığı, tansiyonumuzun yükselmediği, şekerimizin düşmediği gibi fiziksel sağlımız geliyor.

Baş ağrısı, karın ağrısı, göğüs ağrısı gibi beden sağlığımızda olduğu gibi ruhsal sağlığımızı somut olarak ifade edemiyoruz. Ayrıca,bazen ruhsal sıkıntılarımızı farkında olmadan fiziksel belirtiler şeklinde somutlaştırabiliyoruz.

Çünkü, toplumumuz da duyguları konuşmak, ifade etmek daha zordur. Mutsuzum, üzüntülüyüm, canım sıkkın, endişeliyim, huzursuzum, ilgi istiyorum gibi duygusal olarak kendimizi ifade etmek yerine, başım ağrıyor, ellerim uyuşuyor, kalbim çarpıyor, sıcak basıyor gibi fiziksel şikayetlerle kendimizi ifade ediyoruz. Fiziksel şikayetler etrafımızdaki kişiler tarafından daha çok kabul görüyor ve beklediğimiz ilgiyi bu şekilde daha kolay yakalayabiliyoruz. Yaşadığımız sorunun ruhsal olduğunu kendimizde bilmiyoruz.

Ya da ruhsal sıkıntılarımızdan bahsettiğimizde toplum tarafından farklı algılanabileceğimizi, anlaşılamayacağımızı ve dışlanacağımızı düşünerek ifade etmekten ve profesyonel danışmanlık almaktan çekiniyoruz…

Oysa sağlık varlığımızın bütününü kapsayan bir kavram. Dünya Sağlık Örgütü sağlığı “fiziksel, sosyal ve ruhsal yönden tam bir iyilik hali” olarak tanımlamaktadır. Bu nedenle, fiziksel sağlığımız kadar ruhsal sağlığımızda önemli bir işleve sahiptir. Kalbimizle, akciğerlerimizle, böbreklerimizle ilgili sağlık sorunları yaşayabileceğimiz ne kadar doğalsa duygusal ve ruhsal sorunlar yaşamamızda o kadar doğaldır.

Ruhsal ve bedensel sağlık birbirini tamamlar. Güçlü bir ruh sağlığı bizi bedensel hastalıklara karşı korurken, güçlü bir fiziksel sağlıkta ruhsal hastalıklara karşı direncimizi arttırır. Fiziksel sağlığımız bedenimizin, ruhsal sağlığımız hayatımızın kalitesini belirler…

Ruh sağlığı kişinin kendisiyle ve çevresiyle sürekli bir denge ve uyum içerisinde olabilmesi olarak tanımlanır.Kişi yaşamını, farklı zamanlarda, farklı ortamlarda sürdürürken kendisiyle, ailesi ve yakın çevresi ile içinde yaşadığı toplum ile yaptığı işi ile kişilerarası ilişki ağı içinde dengeli, uyumlu ve doyum alarak yaşıyorsa birey ruhsal yönden sağlıklıdır…

Ben kimim sorusunu yanıtlayabilen, kendisini güçlü ve zayıf yanları ile kabul edebilen, kendi potansiyeline uygun amaç ve hedefleri olan, deneyimlerinden ders çıkarabilen, çalışmaktan zevk ve doyum alabilen, duygu, düşünce ve davranışları arasındaki ilişkinin farkında olabilen kişi ruhsal yönden sağlıklı özellikler gösteriyor diyebiliriz.

Bunların yanı sıra, kişinin ailesi ve başkaları ile olumlu ilişkiler kurup sürdürebilmesi, başkalarına güvenebilmesi, çevreye ve değişimlere uyum gösterebilmesi önemlidir…

Genetik olarak yatkınlığımız, kişilik yapımız, yetiştirilme şeklimiz, çocukluk yıllarında yetiştiğimiz ortamda yaşanan aile içi şiddet, çocukluk çağı travmaları,sahip olduğumuz maddi ve manevi imkanlar ilerleyen yaşlarda ruh sağlığımızı tehdit eden faktörler olabilir. Buna karşılık, sağlıklı bir ailede ve toplumda yetişenbir bireyin kendisiyle ve çevresi ile olan uyumu, olaylarla başa çıkma becerisi ve verdiği tepkiler daha sağlıklıolacaktır…

Bunun yanısıra,toplumsal değişimler, ekonomik zorluklar, yoksulluk, stresli iş hayatı, ayrımcılıkla karşı karşıya kalma, şiddet, terör gibi sosyal faktörler de kişinin ruh sağlığını olumsuz olarak etkilemektedir…

Teknolojik gelişmelerle birlikte hızla değişen yaşam koşulları, iletişim araçlarının artması (telefon, sosyal medya, internet vb.) toplumsal ve bireysel sağlığımızı tehdit ediyor.

Ne yazık ki, değişim hızına ayak uydurmayan, değişen yaşam koşullarına adapte olmakta zorlanan insanların sayısı gün geçtikçe artıyor. Bunun en olumsuz sonucu ise insanlar arası ilişkiler daha karmaşık ve güvensiz hale geliyor. İnsan ilişkileri azalıyor. Aynı apartmanda üst kat ve alt katta oturan iki komşu bir birini tanımıyor. Bu durum hem insanın kendi iç dünyasında ki denge ve düzeni bozuyor, hem de diğer insanlarla olan ilişkisinde bozulmalara, kargaşa ve hatta çatışmaya yol açıyor. İnsanlar arası iletişimin kalitesi düşüyor, yüzeysel ilişkiler yaşanıyor ve insan kalabalık arasında bile yalnızlaşıyor.

Yaşanan bu yalnızlıkçeşitli sosyal medya kanallarında gezinerek giderilmeye çalışılıyor. Sosyal medyada yaşanan güvensiz ve niteliksiz ilişkiler, toplumsal ilişkilerin zayıflaması kişiyi daha da yalnızlaştırarak, içe kapanmaya ve depresyona sürükleyebiliyor…

Her gün medya da takip ettiğimiz haberlerde, izlenen şiddet haberleri, özellikle kadına yönelik şiddet… Çocuk istismarları, cinayetler, cinnet geçirip adam öldürmeler, intiharlar… öfkeli bir toplum olduğumuzu, hiç kimsenin hiç kimseye tahammülü kalmadığını, toplum olarak ruhsal sağlığımızla ilgili ciddi sorunlarımız olduğunu gösteriyor…

İster sağlıklı ister sağlıksız koşullarda büyümüş olalım; hemen her insan hayatı boyunca olumlu olduğu kadar, olumsuz birçok olay ve durumla karşılaşacaktır. Öfke, gam/keder, korku ve üzüntü, çaresizlik günlük hayatta insanın yaşadığı ya da yaşayabileceği duygulardır. Hayatta sıkıntı ve zorluklar kaçınılmazdır. Önemli olan bu duyguların ruhsal sağlığımızı bozacak düzeyde şiddetinin artmaması ya da insanın bu duyguları ile nasıl baş edeceğini biliyor olmasıdır.Ancak, bu duygu ve düşünceler sürekli tekrarlar ve hatta kalıcı hale gelirse ruh sağlığımızın bozulması, başka bir ifade ile psikolojik rahatsızlık söz konusu olabilir... Eğer kendi ruh sağlığınız veya bir yakınınızın ruh sağlığı hakkında endişeleriniz varsa lütfen yardım almaktan çekinmeyin…

Ruh sağlığımızı korumak noktasında neler yapabiliriz? Hayatınızın kontrolünün sizde olmasını sağlayacak ve yapması son derece basit birkaç yöntem…

Eşinizi, dostunuzu, ailenizi, akrabalarınızı ihmal etmeyin…Başkalarını sevin, duygularınızı gösterin, ifade edin. İnsanlarla tanışmaktan çekinmeyin. İnsanlarla duygusal ve sıcak ilişkiler kurun. En az bir kişiyle sırlarınızı paylaşacak düzeyde iyi ilişkiler geliştirin…

Düzenli fiziksel egzersiz yapmaya özen gösterin… Bir spor salonuna kayıt olmak zorunda değilsiniz. Bütün yollar sizin, yürüyün. Hem iyi görünmek moral düzeltir, hem de spor vücuda mutluluk hormonu olarak da bilinen serotonin salgılatır…

Yaşama çok yönlü ilgi gösterin… İşinizin dışında keyif aldığınız uğraşılarınız olsun. Müzik aleti çalın. Balık tutmak, örgü örmek, maket yapmak, vb. gibi.Boş zamanlarınızı kendinize, ailenize ve sosyal çevrenize yönelik uğraşılarla değerlendirin…

Değiştiremeyeceğiniz durumları kabul edin…“Kabullenmek”, “Rıza göstermek” ruh sağlığına iyi geliyor. Akışa bırakabilmek stresi azaltıyor… “Hayır” demesini bilin…İnsanlar onları onaylamadığınız ve hayır dediğiniz için size kızmayacaklar. Aksine açık sözlü ve objektif olduğunuz için size daha fazla saygı duyacaklar ve sizi seveceklerdir…

Kendinizi tanıyın…Kişilik özelliklerinizin farkına varın ve kendinize uygun yaşam tarzı oluşturun. Kişilik özelliklerinize uygun meslek seçin.Kendinize aşırı beklenti koymayın. Aşırı beklenti beraberinde mutsuzluk getirebilir.Espiri, şaka ve eleştirilere açık olmaya özen gösterin…

Deneyimlerinizden bir şeyler öğrenin… Doğru olan hatalarımızı kabullenebilmek ve düzeltebilmek için çabalamaktır. Hatalarınızı düzelttikçe kendinize olan güveniniz artar.Deneyimlerinizi kullanarak, yaşamdaki engellere rağmen uyum çabanızı sürdürün… Kendi değerinizi ve saygınlığınızı koruyun… Siz bunu kendinize yapmadığınız sürece başkaları yapmayacaktır…

Stresle etkili baş etme yöntemlerini öğrenin…Strese neden olan durumlar hayatımızda hep var olacaktır. Önemli olan var olan durumu zarar görmeden nasıl yöneteceğimizi bilmektir…

Etkili iletişim becerileri geliştirin…Duygularınızı uygun şekilde ifade etmek, anlaşılmanızı kolaylaştırır. İlişkide gerginlik ve çatışma yaşanmasını engeller. Güçlü ilişkileriz olur…

Problem çözme becerilerinizi geliştirin…Geçici çözümler yerine sorunun kalıcı çözülmesine yardım eder…

Zamanı etkin kullanın…Ertelemeleri bir yana bırakarak,işleri yetiştirememe gerginliği ve telaşını azaltır, istediğiniz etkinliklere yeterli zaman ayırırsınız… Sağlıklı beslenin ve yeterince dinlenin… Karşılaştığınız sorunların çözümü için doğru düşünmenize yardım eder…

Gerekli görürseniz ruhsal danışmanlık alın…

“Bir miktar delilik karışımının bulunmadığı mükemmel bir ruh yoktur”ARİSTO Bu hafta içinde yer alan 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı günü kutlu olsun…10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü, ruh sağlığının önemini vurgulamak ve ruhsal hastalıkların toplumda farkındalığını ve anlaşılırlığını artırmak amacıyla 1992 yılından bu yana kutlanmaktadır...

Sağlıcakla kalın…
 
Etiketler: RUHSAL, SAĞLIĞIMIZ, NE, DURUMDA?,
Yorumlar
Haber Yazılımı