Yazı Detayı
22 Ekim 2018 - Pazartesi 17:46
 
ÖFKE YÖNETİMİ
Doc. Dr SELMA SABANCIOĞULLARI
Doç. Dr. Selma SABANCIOĞULLARI Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Suşehri Sağlık Yüksekokulu, Ruh Sağlığı ve Psikiyatri Hemşireliği Anabilim Dalında öğretim üyesi (Doçent Doktor) olarak görev yapmaktadır. Sabancıoğulları’nın 60’a yakın uluslararası ve ulusal bilimsel makalesi ile beş bilimsel kitapta bölüm yazarlığı, 70’in üzerinde uluslararası ve ulusal kongre, sempozyum ve bilimsel toplantılarda sunulan bilimsel bildirisi bulunmaktadır. Çalışma alanları ruh sağlığı, ruhsal bozukluklar, toplum ruh sağlığı, etkili iletişim ve ilişkiler, çocuk-ergen ruh sağlığı, anne-baba tutumları ve evlilik ilişkileridir. Yabancı dili İngilizcedir.
 
 
Öfke hayatımızın her alanında, anında var. Evde, işte, sokakta, okulda, trafikte… Günlük yaşamda hepimizin canını sıkacak, bizi biraz öfkelendirecek olaylar herkesin başına gelebilir.

Sıra beklerken önümüze biri geçebilir, trafikte saatlerce sıkışıp kalabiliriz ya da marketten bozuk bir mal satın alabiliriz. Bu ve buna benzer durumlarda yaşadığımız öfke son derece doğal, sağlıklı, herkesin yaşayabileceği bir duygudur. Öfke otomatik ve doğal olarak gelişir. Bizim kendimizin yarattığı bir durum değildir. Böyle durumlarda kimse sizi öfkeli olduğunuz için eleştirmez. Ancak öfkenizi nasıl ifade ettiğiniz son derece önemlidir…

Bazılarımız böyle olaylar yaşadığımız zamanlarda öfkemizin kontrolünü sağlayamayabiliriz. Öfkemizi başkalarına iğneli sözler söyleme, sık sık tartışma, kapıları çarpma, bir yerlere yumruk atma, kötü sözler söyleme, sinirlerine hakim olamayarak kavga etme gibi davranışlarla dışa yansıtabiliriz. Zarar veren, ne söylediğini bilmeyen, belki de şiddet uygulayan bir insan olabiliriz. Karşımızdaki kişiye fiziksel ya da duygusal olarak zarar vermemize neden olabilen öfke, öncelikle eş ve çocuklarımız olmak üzere ikili ilişkilerimizin bozulmasına yol açar…

Bazılarımızda öfkemizi bastırılabilir, hiçbir şey olmamış gibi davranılabilir, öfkemizi içe atabiliriz. Bu şekilde öfkemizi ortadan kaldırmayız, aksine bastırdığımız öfkeyi beklenmedik bir anda daha kontrolsüz ve abartılı şekilde ifade edebiliriz. İçe attığımız ve sağlıklı bir şekilde ifade edemediğimiz öfke duygusu yüksek tansiyon, kalp hastalıkları, kanser gibi fiziksel hastalıklara zemin oluşturabileceği gibi, depresyon, intihar, madde kullanımı gibi ruhsal bozukluklarında başlıca nedenleri arasında olabilir. Bu öfke ifadesi fiziksel ve ruhsal sağlımız için son derece zararlıdır…

Bazılarımızda kabul edilebilir bir şekilde öfkemizi ifade ederek, öfke kontrolünü sağlayabiliriz. Sağlıklı olan ve olması gerekende budur. Öfke yönetiminde temel amaç kişinin saldırganlıktan uzak, şiddet içermeyen, çevresindekilere ve kendisine zarar vermeyecek şekilde duygusunu ifade etme becerisi kazanmasıdır…

Öfke yönetimi için…

Öfke duygunu kabul et... Öfkeyi yok saymak yerine öfkenin son derece doğal ve herkesin yaşadığı bir duygu olduğunu kabul etmek gerekmektedir. Çoğu kez öfkeli olduğumuzun farkında değiliz… şimdi, şu anda benimle ilgili neler oluyor?, hangi durumlarda, hangi ortamlarda bu öfke ortaya çıkıyor farkına varılmalı…duygu tanınmalı… Öfkeli iken tepki vermeden önce, “Neredeyim?, Kimlerleyim?, Neler oluyor?, Zihnimden neler geçiyor?, Olaya nasıl bir anlam verdim?, Beklentilerim neler?, Neler yapıyorum?” gibi sorular farkındalık kazanmanıza yardım eder…

Öfkenin arkasındaki duygunu bul. Senin öfkeni hangi duyguların tetiklediğini bul. Öfke dışarı çıktığında genellikle tek bir duygu gibi görünebilir ancak, öfkenin arkasında başka duygular vardır. Kendimize itiraf edemediğimiz, kabullenmekten çekindiğimiz şeyleri bize hatırlatan olaylarla karşılaştığımızda onları hatırlar ve gerginlik/gerilim yaşarız.Bu duygulardan kaçmak için olumsuz bir baş etme olarak öfkeyi kullanırız. Karşı tarafa sözel yada fiziksel olarak şiddet gösterebiliriz.

Öfkemizin arkasındaki duyguya dokunmalı, farkına varmalıyız. Yaşadığım bu durum/olay, benimle ilgili nereye dokunuyor da, hangi yaramı kanatıyor da ben öfkeleniyorum. Değersizlik mi htim, farkıma varılmadığını mı düşündüm, önemsenmedim mi? aşağılanmış mı htim, yetersizlik mi htim, haksızlığa mı uğradım, kişiliğime tehdit mi htim, yoksa çaresizlik, güçsüzlük müydü htiğim? Öfkembana neyi anlatıyor? Bunu bulmalıyım. Eleştirilince sinirleniyorsam, bilgime güvensizlik hissedebilirim, herkesin benimle aynı fikirde olması gerektiğine inanabilirim veya kendimi üstün görüyor olabilirim. İçimizdeki incinmiş, kırılmış taraflarımızı, yaralarımızı bulup, kendimize itiraf edebilmeliyiz. Bu ve buna benzer düşüncelerimin farkına varmalı ve onu iyileştirmeliyim…

Bakış açını fark et… Olayın kendisi mi bizi öfkelendiriyor yoksa o olayın bizde yarattığı durum mu? Öfke bizim duruma, olaya nasıl anlam verdiğimizle ilgili oluşur.Aynı olaylara bazılarımız öfke ile tepki verirken, bazılarımız ise hiçbir tepkide bulunmaz, bazılarımız ise öfkenin tam tersi şefkat duygusu ile tepki veririz. Yolda yürürken yolun karşı tarafından yürüyen arkadaşımızın bize selam vermemesine, değerlendirme şeklimize göre farklı tepkiler veririz. “Bak görüyor musun bana selam vermeden geçti gitti, kendini ne zannediyorsa, bende ona selam vermem” diyerek öfke duyabilir, ya da hiç umursamayabilir sorun olarak görmeyebilir ya da “çok dalgın görünüyordu, beni bile fark etmedi, bir sorunu mu var acaba” diye şefkat gösterebiliriz. Böyle durumlarda öfke ile tepki veren kişiler genelde kendilerini aşağıda kalmış gibi, önemsenmemiş gibi hissedebiliyor. Aslında öfke ile tepki veren kişinin tepkisi arkadaşının kendisine selam vermemesi değil de, kendi içindeki duygulara bir savunma olarak ortaya çıkıyor. Bunu fark etmek öfkemizi kontrol edebilmemiz için çok önemli. Öfkelenmemize neden olacak durumları değiştirmek imkânsız olsa dahi olaylara bakış açımızı değiştirmek bizim elinizde…

Duygularını biriktirme, ifade et… Öfke kontrolü yaşayan birçok kişi öfke duygusu dışındaki diğer duygularını da ifade etmekte zorlanır. Kırılır ama söylemez, bekletir. Küçük olaylar birikir birikir ve bir yerde bardağı taşıran son damla büyük öfke patlamalarına neden olur. Bu nedenle üzüldüğümüzü, kırıldığımızı, öfkelendiğimizi duygunun yaşandığı anda tüm sorumluluğu üzerimize alarak “ben dili” kullanarak ifade etmeliyiz. “Her defasında telefonda konuşurken araya girip sözümü kesmen, bana bir şeyler söylemeye çalışman dikkatimi dağıtıyor, ne konuşacağımı şaşırıyorum ve bu durum beni öfkelendiriyor” ya da “Bana sormadan benim adıma söz vermen beni çok öfkelendirdi”. Bu şekildeki söyleminiz karşıdaki kişiyi değil, davranışını kabul etmediğinizi gösterir ve ikili ilişkilerde çatışmayı önlemeye yardım eder. Bunun tam tersi, duygularını ifade ederken “Sen dili”ni kullanma. “beni öfkelendiriyorsun, beni sinir ettin, beni üzüyorsun” gibi. Karşıdaki kişide suçluluk yaratır ve savunmaya geçirir, çatışma çıkar…

Çevreyi/ortamı değiştir… Öfkemizin artmasına yol açabilecek kişi, nesne veya durumların bulunduğu ortamlardan uzaklaşarak çevremizi değiştirmeniz kısa vadede sakinleşmemize yardım eder. Düşünmek için zaman kazandırır. Olumsuz davranış ve tepkilerde bulunmamızı engeller…

Unutulmamalıdır ki, öfke duygusunu yok edemeyiz, mutlaka öfkelenmenize sebep olacak olaylar yaşanacaktır. Öfkelenmekte son derece doğal bir durumdur. Önemli olan öfkenizi kendinize ve çevrenize zarar vermeden kontrol edebilmenizdir.

Sağlıcakla kalın…
 
Etiketler: ÖFKE, YÖNETİMİ,
Yorumlar
Haber Yazılımı