Yazı Detayı
05 Kasım 2018 - Pazartesi 19:58
 
NASIL BİR DİNLEYİCİYİZ, NASIL DİNLEMELİYİZ?
Doç. Dr. SELMA SABANCIOĞULLARI
Doç. Dr. Selma SABANCIOĞULLARI Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Suşehri Sağlık Yüksekokulu, Ruh Sağlığı ve Psikiyatri Hemşireliği Anabilim Dalında öğretim üyesi (Doçent Doktor) olarak görev yapmaktadır. Sabancıoğulları’nın 60’a yakın uluslararası ve ulusal bilimsel makalesi ile beş bilimsel kitapta bölüm yazarlığı, 70’in üzerinde uluslararası ve ulusal kongre, sempozyum ve bilimsel toplantılarda sunulan bilimsel bildirisi bulunmaktadır. Çalışma alanları ruh sağlığı, ruhsal bozukluklar, toplum ruh sağlığı, etkili iletişim ve ilişkiler, çocuk-ergen ruh sağlığı, anne-baba tutumları ve evlilik ilişkileridir. Yabancı dili İngilizcedir.
 
 
İnsan ilişkilerinin çoğu anlatma ve dinlemeye dayanır.Toplum içinde yada ailede yaşanan iletişim kopuklukları, çatışmalar ve anlaşmazlıkların, sürtüşmelerin temelinde dinleme yetersizliği söz konusudur. Dinleme yetersiz olduğunda yanlış anlamalar, sorunların birikmesi, çözülememesi, farklı düşünme ve algılamaların meydana gelmesi kaçınılmazdır...

Günlük yaşamımızın her anında dinleme faaliyetini gerçekleştiriyoruz, ama nasıl? Genelde nasıl bir dinleyiciyiz?...

Herkesin dinleme şekli ve tarzı farklı olabilir. Dinleme şeklimiz konuşan kişiye, konuşulan konuya, zamana göre farklılık gösterebilir…

Bazılarımız görünüşte dinliyoruz. Eşimiz, çocuğumuz bize bir şey anlatıyor, “ona evet seni dinliyorum” diyoruz ama kafamız yarın gelecek misafir ve yapılacak ikramlarda, işyerindeki toplantıda vs. olabiliyor…

Bazılarımız ise seçerek dinliyoruz. Konuşanın söylediklerinden sadece kendi ilgilendiğimiz bölümü duyuyor, o bölümü cımbızla çeker gibi alıyor, diğer söylenenleri duymuyoruz...

Bazende savunucu bir dinleme tarzı gösterebiliyoruz. Konuşanın söylediklerini kendimiz için bir tehdit olarak algılayıp, alınganlık gösteriyor ve hemen karşı savunmaya geçebiliyoruz. Gerçekte o kişiyi dinlerken kafamızda ona nasıl cevap vereceğimizi düşünüyor, karşımızdakinin söylediklerini kaçırıyoruz. Özellikle eşler arası konuşmalarda bu yapılabiliyor. “Dur bakalım o ne söylüyorsa söylesin, onun söylediklerine karşılık ben ona ne söyleyebilirim”diye düşünüyoruz…

Dinlerken bazen de karşımızdaki kişinin eksik veya yetersiz yönlerini ortaya çıkarmaya çalışabiliyoruz. Karşımızdakini hiç sesimizi çıkarmadan dinliyor, dinlediklerimizden yararlanarak onu zor durumda bırakacak fırsatlar yakalamaya çalışıyoruz…İki kişi kim kimden daha güçlü, daha akıllı, daha becerikli, bu ilişkiyi kim yönetecek kavgası içinde ise bu çok yapabiliyor. Bu iki kişi karıkoca, ana baba çocuk, öğretmen öğrenci veya iki arkadaş olabilir…

Bütün bu dinleme şekillerinde aslında ilgi ve dikkatimizi konuya veremediğimiz için bir değerlendirme ve yorum yapamıyor, geri bildirim veremiyoruz. Anlatılmak isteneni anlamıyor, kendi anladıklarımızla kalıyoruz.

Karşımızdaki kişide anlaşıldığını, önemsendiğini ve değer verildiğini hmiyor. Bu şekilde devam eden ilişkide, ilişkiler azalıyor, zayıflıyor ve kopma noktasına gelebiliyor. Ailede, okulda, işyerinde dinleme gerçekleşmediği zaman sorunlar artıyor, çözülemez hale geliyor…

İlişkilerin sağlıklı, düzenli olabilmesi dinleme becerisinin etkin kullanılmasıyla doğrudan ilgilidir. Çünkü dinleme bir başkasını anlamanın en iyi ve en etkili yoludur. Dinleme, bilgi edinmenin, öğrenmenin, anlamanın, ilişkileri güçlendirmenin, değer vermenin ve sorun çözmenin başlıca yollarından biridir.Bir insanın bir insana verebileceği en güzel hediye ona zaman ayırıp, ona değer verip, onu dinlemektir…

Nasıl dinlemeliyiz?...

Öncelikle aile içi ilişkilerimizde, eş ve çocuklarımızla, anne-babalarımızla ilişkimizde olmak üzere bizim için önemli olan kişilerle ilişkimizde etkin dinlemeliyiz. Dinleme, karşıdakinin konuştuklarını anlayıp işitmeyi, bunları değerlendirmeyi, yorumlamayı ve bunların sonucunda uygun bir tepki vermeyi kapsar, kolay bir faaliyet değildir.

Dinlemek zaman, enerji ve emek gerektirir. Dinlerken pasifmişsiniz gibi, hiçbir şey yapmıyormuşsunuz gibi gelebilir. Oysa öyle değildir. Dinleme aktif bir süreçtir. Dikkat gerektirir, karşıdakinin ne söylediğini anlamayı gerektirir…

Dinlemede niyet çok önemlidir. “İyi bir dinleyici olma” niyetiniz olmalı. Karşıdaki kişi için “dinlemeye değer” diye düşünülmeli…

Etkin dinleme, karşımızdaki kişiyi dinlediğimizi, onun söylediklerine değer verdiğimizi gösteren bir dinleme şeklidir. Bu tepkiyi kimi zaman sözlerimizle, kimi aman da jest ve mimiklerimizle gösterebiliriz. Dinlerken “başımızı sallamak”, “hıhı, devam edin” demek, “bedenimizi dinlediğimiz kişiye doğru yöneltmek, hafifçe dinlediğimiz kişiye doğru eğilmek” değer verdiğimizi, dinlediğimizi göstermektir. Bu şekilde kişi anlattıklarının önemsendiğini, karşıdaki kişide bir anlamı, değeri olduğunu anlayıp daha çok konuşmak için kendini açacaktır.

Dinlerken göz hizasında olma, göz göze ilişki kurmak önemlidir. Dinleme aracı olarak kulağı biliyor olsak ta deneyimlerim, dinlediklerim ve okuduklarım en önemli dinleme aracının gözler olduğunu göstermektedir. Anlatan kişi anlattıklarına tanıklık edilmesini ister. Gözleri görmek ister. Gözler tanıklık etmektedir.

Empati kurarak dinleyin. Empati eş duyumdur. Bir insanın hangi duygu içinde olduğunu anlamaktır. Dinlerken, karşımızdaki kişinin sözünü ettiği olaydan nasıl etkilendiğini ve ne gibi duygular yaşadığını anlamaya çalışmaktır. Öfkelimi, üzüntülü mü, mutlu mu? Hangi duyguya sahipse o kişinin o duygu içinde konuştuğunu o duygu içinde davrandığını anlayabilmektir.Karşımızdakini dinlerken onun gözüyle olaylara bakarak dinlemek anlamayı kolaylaştırır.

Dinlerken aktif olun, soru sorun. Ama ima etmeden, alay etmeden soru sorun. Sorularınız, öğrenmek ve anlamak için olsun. Yargılama olmamalı, kabullenici tavır gösterilmeli. Soru sormak anlatılanla ilgilendiğinizi gösterir ve kişiyi konuşmaya isteklendirir…

Dinlerken geri bildirim verin. Etkin dinlemede anahtar nokta geri bildirim vermektir. Bu sözel olabilir yada sözsüz olabilir. Ne anladığımızı kendi sözcüklerimiz ile karşı tarafa anlatmaktır. “Anlattıklarından bunu anladım, doğru anlamış mıyım?”“Anlattıkların bende bunları düşündürdü” gibi kendi kelimelerinizle o kişinin dediğini tekrar etmeden karşı tarafa geri bildirim vermektir. Yanlış anlaşılmaları önler, azaltır…

Dinlerken söylenenler kadar söylenmeyenleri de yakalamaya çalışın.Hayatınızda önemli bir yeri olan kişiyi dinlerken, söyledikleri kadar söyleyemediklerini de anlamaya dayalı olarak dinleyin. Kelimelerin yüzeysel anlamından ziyade derin anlamlarını yakalamaya özen gösterin. Kişinin sözel olmayan davranışlarına da dikkat edilmelidir…

Etkin bir dinleme gerçekleştirdiğimizde, karşıdaki kişiye büyük bir huzur ve güven sağlarız. Kişi değer verildiğini, önemsendiğini hisseder, anlaşıldım duygusunu yaşar, kendisini daha çok açar, daha çok konuşmak ister. Karşıdaki kişiye olumlu duygular besler, ikili ilişkiler güçlenir… Sevdiklerinize, değer verdiklerinize dinlemek için daha çok zaman ayırmanız dileklerimle, sağlıcakla kalın…

Çocuğuna gerçek servet bırakmak isteyen ana-baba, ona iyi dinlemeyi öğretir. PublilusSyrus
 
Etiketler: NASIL, BİR, DİNLEYİCİYİZ,, NASIL, DİNLEMELİYİZ?,
Yorumlar
Haber Yazılımı