Yazı Detayı
24 Şubat 2019 - Pazar 21:47
 
MUHASEBE
NECMETTİN TÜRKEKUL
Eğitimci - Açı Okulları Kurucusu
 
 
Muhasebe yapmanın bile bir bedeli olur insana. Bu bedeli ödemeyi göze alabildiği sürece kendini gerçekleştirme ve mutlu olabilme imkanı bulur hem bu dünyada hem de ahirette.

Tabidir ki bu muhasebeyi yaparken insan, olabildiğince objektif ve serinkanlı olmalıdır. Eğer bu eylem sırasında nefsini haklı çıkaracak yönde davranırsa yaptığı hatalarını, her şekilde ve durumda, yapılması gereken masum eylemler olarak görmeye başlar. Ve hatta haksız olduğu konuda bile kendini haklı görmekten çekinmez. Kanımca günümüzde herkesin haksız olduğu durumda bile kendini savunmasının nedeni budur.

Peki o zaman insan neden masum olma iddiası ve duygusu ile doludur? Çünkü insan ruhu cennette, masum olarak, yaratılmıştır. Bu masumluğun onu mutlu eden ve kutsayan bir tarafı vardır. En temel meselelerden biri masumluk, ruhun Rabbi karşısında istediği bir hal olup bu nefsin pekte umrunda değildir. Çünkü her ikisinin yapı taşı farklıdır ve bu fark zihniyetlerini de farklı kılmaktadır. Bu nedenle aralarında bir savaş vardır ve bu savaşın başlangıcı ta yaradılışa kadar gider.

Ruh yapısı itibarıyla temizdir ve onu besleyen şeyler de temiz olmak zorundadır. Nefis ise topraktandır ve doğasında çamurluk vardır. Hatta bu konuda tasavvuf geleneğimizde şöyle bir ifade kullanılır. Ruh binici, nefis ise onu doğumdan ahirete taşıyan bir binek yani merkeptir. Eğer binici bindiği merkebin dizginlerini sıkı tutar ve bineğin her istediğini yapmasına izin vermez ise merkep onu ahirete götürür. Yok eğer dizginleri serbest bırakırsa merkebin ruhu götüreceği yer bellidir ve pek tabidir ki ahırdır.

Nefis ile ruh arasındaki bu mücadele dünyayı bir imtihan alanına döndürür. İşte muhasebe bu perspektiften değerlendirilirse ruhla nefis arasındaki savaşın değerlendirilmesinin adıdır. Bu savaşta insan bilinciyle doğru tarafta yer almayı başarabilir ise istediği sonucu alır. Aksi durumda başarı ihtimali ve sonuç hüsrandır.

İnsan nefsi genelde geçici hazların peşinde koşarken ruh baki mutluluğu arar ve savaşta buradan başlar. Bizim ruhen kemale erebilmemiz için nefsin arzu ve isteklerine boyun eğmememiz ön koşuldur. Ama durum çoğunlukla eylemin söylem ile çelişmesini doğurur.

İşte bu nedenledir ki bazen insan hatalarına kör günahlarına sağır olmayı tercih eder. Kör olan cihanda herkesin kör olduğunu sanır ve onların en büyük derdi görenlerin ihtiyaç duyduğu ışığı algılayamamasıdır. Sağırlık ise kulaklarının sesten habersiz olması nedeniyle böyle bir şeyin varlığını anlamlı bulmamaktadır. Böylece ona söylenmiş en güzel sözler bile hiç bir anlam taşımaz.

Sağırlıkta körlükte birere arızadır ve tüm arızalar gibi pek tabidir ki tamire muhtaçtır. Burada ikilem tercih sırasında doğar. Tamire hangi sırayla başlamak gerekir?

Biz önce sağırlığı ele alacak olursak, Hakka boyun eğmek istemeyen nefsi ne kadar zorlarsan zorla ona istediğin şeyi duyuramaz ve ne kadar uğraşsan da onu kolayına istediğin yere getirme imkanını bulamazsın. Sonuçta ona şunu söylemek zorunda kalırsın;

Ne kadar bağırırsan bağır Duymaz seni nefsin sağır

Böyle bir duygunun oluşmasının sebebi, hiç bir uyarıcıyı duymayan nefsin koşulları kendi çamursal duyularına göre değerlendirme yapması ve nasıl istiyorsa öyle davranmasındandır.

Peki ya nefsin körlüğünün sebebi nedir? Zira kendisini, ne olduğunu bilir, acziyetini bilir bir mahluk olmak yerine sanki alçak dağları yaratmış edasıyla herşeyi alçak kendini yüksek görmesinin sebebi nedir? Kanımca elem verici cezaya çarptırılmayacağına inanıyor olmak ya da inansa bile bunun olacağını umursamamaktır. Ayrıca iradenin de nefsin ortaya koyduğu hazzın peşine düşmesi de nefsi şımartan bir yol izlemesi de etkilidir denebilir. İnsani körlük için eskiler şunu söylemişler;

Işık ile görür insanın gözü
Nefsine bırakma sen söyle sözü

Yani uzun lafın kısası, ruhun isteklerine sağır ve körmüş gibi davranan nefsi anlamalı kurduğu oyun ve tuzaklarına karşı dikkatli olmalıyız. Zira nefsimizin sağırlaşmasına, ruhumuzun da körleşmesine izin vermemeliyiz.

Unutmamak gerekir ki sağır, körün anlattıklarını duymaz ve hiç bir şeyi muhatap olarak kabul etmez ama herşeyi görür. Buna karşılık kör sağırın tasviriyle hemhal olmadığından anlatılan cennet, karanlıkta yürüyen karınca kadar bilinmez kalır.

Sağır, körün gördüklerine dair anlattıklarını işitmemekle bir şey kaybetmiş olmayacağını sanır. Kör de sağırın konuşmasını anlamlı hale getirmenin imkansızlığını bilir ve onu mihmandar olarak kullanamaz.

Vesselâm.
 
Etiketler: MUHASEBE, ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
17 Haziran 2019
OKU DEDEN GİBİ OL!
14 Haziran 2019
MEZUN ÖĞRENCİLERE
09 Haziran 2019
PAGAN İNANCI-ATEİZM VE VAHŞİ GELECEK
03 Haziran 2019
ÖZGÜRLÜK
27 Mayıs 2019
GELECEK ÜZERİNE DÜŞÜNMEK
24 Mayıs 2019
YİNE
23 Mayıs 2019
ÇAM KOZALAĞI VE GENÇLİK
16 Mayıs 2019
SEN DEĞİL MİSİN?
13 Mayıs 2019
ALGI HERŞEYDİR!
11 Mayıs 2019
OLMA
06 Mayıs 2019
TERÖRİZM İLE NASIL MÜCADELE EDİLİR?
26 Nisan 2019
HOŞGELDİNİZ
22 Nisan 2019
SENYORAJ HAKKI
18 Nisan 2019
UNUTTUK
15 Nisan 2019
EĞİTİM VE ÖĞRETİM ÜZERİNE
12 Nisan 2019
Necmettin Kuyucuy’a
08 Nisan 2019
BLOKCHAİN -İŞLEMİN NİKAHI
03 Nisan 2019
AŞKIN ELİNDEN
01 Nisan 2019
DÜŞÜNCE
29 Mart 2019
BATIL BATIYA
25 Mart 2019
DATAİZM
21 Mart 2019
FOBİNİZ İSLAM MI?
18 Mart 2019
ZAFERİ MUAZZAMA ÇANAKKALE
11 Mart 2019
YENİDEN BİZ OLABİLİR MİYİZ?
06 Mart 2019
EY GAFİL
04 Mart 2019
DİKKAT “DA VİNCi” ÇIKABİLİR
28 Şubat 2019
SAKIN UNUTMA
21 Şubat 2019
DİKKAT ET
18 Şubat 2019
ORYANTALİZM
13 Şubat 2019
BUNU BİL
11 Şubat 2019
DİJİTAL DERSHANE Mİ?
06 Şubat 2019
NEDENDİR?
04 Şubat 2019
YENİ SINAV SİSTEMİ
31 Ocak 2019
HATAYA DÜŞME
28 Ocak 2019
TEŞEKKÜRLER ÖĞRETMENİM
23 Ocak 2019
ANAM - BABAM’A ARZ-I HALİM
21 Ocak 2019
BÖLGESEL VE KÜRESEL DENKLEMDEKİ KİLİT ÜLKE İRAN
17 Ocak 2019
ACEP
13 Ocak 2019
FARKINDA MISINIZ! YENİ BİR DÜNYA DÜZENİ KURULUYOR.
09 Ocak 2019
MODERN DÜNYA DERLER NEREDE HANİ?
06 Ocak 2019
SOSYAL VARLIK OLARAK İNSAN
02 Ocak 2019
BİZE KALDI BU VATAN
29 Aralık 2018
DİKEY TARIM NE DEMEK?
26 Aralık 2018
ADEMOĞLU
24 Aralık 2018
AVRUPA KÜLTÜRÜNÜN KAYNAĞI: PAGANİZM
19 Aralık 2018
UZAK OLSUNLAR
16 Aralık 2018
TOPRAK KÜLTÜRÜ
12 Aralık 2018
HAK’IN RIZASI
09 Aralık 2018
YEMEN’İN HALLERİ
06 Aralık 2018
BİZDEKİ HALLER
02 Aralık 2018
VATAN PARÇASI KIBRIS
28 Kasım 2018
EYVAH CİHANDA YANGIN VAR
26 Kasım 2018
YAPAY ZEKA
22 Kasım 2018
AŞK DESTANI
19 Kasım 2018
STANFORD ÜNİVERSİTESİ VE SİLİKON VADİSİ
14 Kasım 2018
ÜÇ GÜNLÜK HİKAYE
11 Kasım 2018
TÜRKLERİN ÇEVREYLE İMTİHANI
08 Kasım 2018
HALİ NİCEDİR
03 Kasım 2018
ATEŞ KÜLTÜRÜ
31 Ekim 2018
DEMİŞLER
28 Ekim 2018
TARİH TEKERRÜR MÜ EDER?
24 Ekim 2018
DÜNYA DEDİĞİN
21 Ekim 2018
KUTULAR VE HAYAT
17 Ekim 2018
OĞUL
14 Ekim 2018
SİGARA VE DUMAN
10 Ekim 2018
NASIL BİR EĞİTİM?
05 Ekim 2018
ALLAHIN’IN SÖZÜ VAR
03 Ekim 2018
NASIL BİR EĞİTİM?
30 Eylül 2018
MERHABA
26 Eylül 2018
ÇİMENTOMUZ DOĞRULUK
Haber Yazılımı