Yazı Detayı
07 Ekim 2018 - Pazar 16:54
 
MİLLİ EĞİTİMDE SORUNLAR!.
MUSA UZUNKAYA
Erzurum Atatürk Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi İslam Hukuku Bölümü - Arapça, Fransızca, Orta Farsça - İlahiyatçı, Müftü - Diyanet İşleri Başkanlığı Samsun Müftü Muavini, Espiye, Hollanda' da Din Görevlisi, Havza, Akçakoca ve Akçaabat Müftüsü - Adalet ve Kalkınma Partisi Kurucu Üyesi - XX, XXI, XXII nci Dönem Samsun Milletvekili
 
 
Geçen hafta kaleme aldığımız yazımızı, “Milli Eğitim politikalarımıza bakış; hükümetler ve bakanlar açısından mı, yoksa ülkenin kadim kültür ve geleneğini baz alan bir milli duruş ve hedefler manzumesinden mi oluşmaktadır?” sorusuna getirmiştik.

İsimlerini zikrettiğim ve tamamını yakinen tanıdığım, takribi son yirmi beş yılın on iki bakanı üç ayrı siyasi parti ve hükümetlerinin politikalarını yürüttüler. DSP, DYP ve AK PARTİ’li Milli Eğitim Bakanları son yirmi, hatta yirmi beş yıla damgası nı vurdu.

Turhan Tayan, Hikmet Uluğbay ve Metin Bostancıoğlu’nun hayat felsefesi, eğitim ve öğretime bakış açıları arasında hemen hemen hiç bir fark olmadığını hepimiz biliyoruz.

28- Şubatın en ceberrut ve zalim uygulamalarının baş aktörü olan bu bakanları ve onları güdenleri tarih de millet de asla affetmeyecektir.

Merhum Osman Yüksel Serdengeçti’nin, gençlik yıllarımda okuduğum eseri ; “BİR NESLİ NASIL MAHVETTİLER?” tam da bu dönemi önceden bize haber verir gibiydi.

Bir ülkenin geleceği olan genç neslin eğitim ve öğretimi bu kadar önemliyken, 28- şubat darbecileri ve onun şakşakçısı iktidarların “ siyasi hayatımıza da mal olsa!...” diye başlayan cümleleriyle kendi siyasi geleceklerini yok edecek bu yıkımı niçin yapıyorlardı?

O zaman sizi biraz gerilere ve tarihi gerçeklere kısa bir ufuk turu yaptıralım. Kenya’nın başkenti Nayrobi’den APO denilen katilin ABD tarafından ECEVİT’in azınlığın azınlığı olan hükümetine teslim tarihi; 16.02.1999,22.02.1999/ gün ve 23.613- sayılı ResmimGazetenin Mükerrer sayısında yayınlanan, öğretmen dahil kamuya alınacak tüm memur ve işçilerin Feto’nun ele geçirdiği o günki ÖSYM dahil tüm sınav kurul ve komisyonlarının yapacağı KPSS ile İşe alım ve yerleştirme görevini de Ecevit’e yaptırıyorlar. Kim Feto ve sığındığı ülkenin stratejistleri.

17- ağustos depreminin daha enkazı kaldırılmadan, enkaz altındaki cesetlerin çoğu defnedilmemişken 17- Ekim- 1999- tarihinde ilk sınavlar yapılıyor.

KPSS SINAV YÖNETMELİĞİ

Hükümete yayınlattırıldıktan Tam bir ay sonra, yani 21.03.1999- tarihinde FETO denilen hain ABD’ye koruma ve uzaktan kumandayla ülkeye hükmetme amaçlı transferi yine Ecevit’e sağlattırılıyor.

Süreci ABD talepleri ve Feto’nun geleceği adına iyi yönettiği için de Ecevit’e 18- Nisan -1999- seçimlerinde koalisyonun birinci partisi olarak hükümet kurduruluyor. Bu maddi mükafat. Manevi mükafat ise, ölümünden kısa bir zaman sonra yaptığı açıklamada “ şefaat hakkını sadece Ecevit’e kullanacağını...” Merhum Aytunç Altundal’ın ifadesiyle gizli kardinalin vadettiğini görüyoruz.

Naçizane kanaatime göre tüm kurumlar dahil, Milli Eğitimde de kaybettiğimiz tarih işte bu tarihtir. Niçin?

Çünkü geleceğimizi teslim edeceğimiz, ana okulundan üniversiteye kadar çocuklarımızı eğitip-öğretip yetiştirecek, Hz. Ali’nin (ra) “ Bana bir harf öğretenin kölesi olurum!” yaklaşımını sergiliyeceğimiz sözümona Peygamber mesleğinin müntesipleri tombaladan çıkar gibi noter huzurunda şans oyunları çarkının dönmesine benzer bir tezgahla yıllarca atanması yapıldı ve biz alkış tuttuk.

Veternerden, ziraatçıdan, ilgisiz ve alakasız mesleklerden öğretmen atadık. Altı aylık staj dönemini bir önceki dönemin baytar olan öğretmeninin takdirine bıraktık.

Sakın burada ziraatçı, diğer meslekler ve baytar olan kardeşlerimi hafife aldığımı, küçümsediğimi, önemsemediğimi zannetmeyin.

Onları da kendi alanlarında başarılı ve bu ülkenin geleceğine hayvancılık ve tarımda katkı sağlamasına imkan hazırlanamadığı için, eti dışardan, tarım ürünlerinin bir çoğunu yaban ellerden alır, çuvallar dolusu dövizi yadellere gönderir olduk. Bu da başka ve üzerinde durulması gereken bir dert.

Sayın Cumhurbaşkanımıza ve ilgililere canhıraş feryadımdır;
15- Temmuz-2016’dan sonraki süreçte başta doğu ve güney doğu anadolu olmak üzere, FETO’cu hain eğitimciler yanında binlerce PKK’lı veya PKK sempatizanı olup, talebelerini küçük yaşta dağa gönderen, tesbit edilmiş hain bölücü öğretmenler kısa bir müddet açığa alındıktan sonra, hangi dergahta ıslah-ı nefs yapmış, tövbe-i nasuh ile nedamet duymuşlar ki hemen tamamına yakını görevlerine iade edilmiştir?!.. Allah aşkına bu hain, mesleğe alınırken sadece KPSS sınavları baz alınarak öğretmenliğe atanan fetocu, PKK’lı bölücü, hiç bir manevi değere itibar etmeyen, müfredattaki milli, manevi, dini ve benzer konuları talebelerine işletmeyen öğretmenler ve bunları sorgulamayan idarecilerle nereye kadar yürünecek, olumlu, hayırlı bir sonuç alınabilecektir?

Basında çıkıyor ve biz de başımızda kalmayan tüylerimizi, saçımızı yoluyoruz. “ Filan okula falan şahsın yakını, okul arkadaşı, bilmem falan dernekten dernektaşı falancayı müdür tayin etmişler. İçkili şampanyalı kokteyllerde kadeh kaldırıyor..” bu idareci bizim geleceğimiz olan yavrularımızı yetiştirecek öyle mi?’..
“ Sümme le tüselünne yevme izin, anin naim!..” Allah buyuruyor ki;
“ Hem vallahi hem billahi!.. sonra siz Allah’ın size verdiği bu nimet, imkan, iktidar ve gücü niçin Hakk’ın ölçüleri doğrultusunda kullanmadınız diye hesaba çekileceksiniz!...” ( Tekasür suresi, a.8)

Biz iktidar olarak işin esas ve zor olanını yaptık. Önceki yazımda da ifade ettim. Fiziki imkan ve mekanlar, her türlü teknik alt yapı ve modern donanım her şey var. Ama çocuklarımızı yetiştirecek mesleğinin aşığı, delisi, talebe ve insan yetiştirmek için kendini vakfedecek öğretmen ve idareci yetiştirememişiz.

Ağzında pirinç gibi dişleri olan yaşlı, fakir bir adama soruluyor; “ amca ne kada güzel dişlerin var!” Cevap çok anlamlı tam da bize, icraatımıza cevap; “ Evet evlat dişler güzel de, yiyecek ekmek bulamadıktan sonra!...”

Yazımı, bir sonraki makalemin habercisi bir tesbitle bitirmek istiyorum.

Bir petrol şirketinin niçin zarar ettiği bir kısım ajanslara inceletilmiş. Yüz küsür eksik ve öncelik sırasına göre de tesbitler yetkililere iletilmiş. Onlar da gerekli düzeltme ve düzenlemeleri yapmışlar.

Sıra gelmiş yeni konseptin bir reklam ajansı aracılığıyla tanıtımına. Onu da çok önemli bir ülkenin reklam ajansı almış ve çok kısa bir tanıtım.

Bilirsiniz her petrol şirketinin kendisine ait bir arma, logo, forma ve kıyafeti var. Reklamı olmasın diye firmanın adını (....) olarak geçiyorum ve ajans reklamında diyor ki; “.....petrolü.; pompanın başındaki adamdır!..” Müşteriyle son muhatap olan, akaryakıtı son sunan kişidir, pompacıdır.

Yani Bakanın, müsteşarın, Genel Müdürün, politikacının yaldızlı sözlerine hacet yok; Eğitim; sınıftaki hocadır, çocuğun başını okşayan, derdini dinleyen, başarı ve başarısızlığını sorgulayıp takdir eden, var ise derdiyle hem dert olan, ailevi sorunlarına zaman ayıran, gece- gündüz öğrencisinin ızdırabını dert edinen, hatta talebesinin göz yaşına kendi göz yaşını ilaçtır diye katabilen hocalar!..

Ne kadar özledik sizi bir bilseniz o eli öpülesi hocalarımız!..

Acaba sadece suç hocada mı, yoksa doğru dürüst AR-GE’si olmayan, kaç yıl sonra hangi meslekten kaç öğretmene ihtiyacı olduğunu bilmediği için BAYTARLARI ilk okul çocuklarına öğretmen olarak atayan sistemde mi?

Allah aşkına siz MİLLİ EĞİTİM’in bakanları; bu AR-GE’ler konusunda ne yaptınız? Var mı elimizde bir projeksiyonumuz, yarınlarda hangi branşta ne kadar milli ve yerli öğretmene ihtiyacınız ve ona göre adam yeriştirme hedefiniz?!...

Sevgili ZİYA HOCAM, çiçeği burnunda bakanım! Allah lillah aşkına sizden çok ama çok şey bekliyoruz.

İnşallah konuya devam edeceğiz!..

Taki dert bitene, duyması gereken zevata duyurana kadar...
 
Etiketler: MİLLİ, EĞİTİMDE, SORUNLAR!.,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
27 Mayıs 2019
CİDDİ BİR MUHASEBE NASIL OLMALI ?
21 Mayıs 2019
RAMAZANI İDRAK EDERKEN!..
13 Mayıs 2019
HAKKIN YANINDA VE ZULMÜN KARŞISINDA OLMAK !
06 Mayıs 2019
AİLE YAPIMIZA DAİR BİR ANALİZ
02 Mayıs 2019
MORİTANYA’YA SAHİP ÇIKMALI
23 Nisan 2019
GENÇLİK NEREYE?!..
16 Nisan 2019
SİYASETTE SAVRULMAK VE BEDEL ÖDEMEK
09 Nisan 2019
31 MART NASIL OKUNMALI?
29 Mart 2019
BU BİR MİRAC VE PAZAR GÜNÜ HATIRLATMASI VE TEBRİĞİDİR!....
25 Mart 2019
KARDEŞLİĞİMİZ ZARAR GÖRMESİN !..
18 Mart 2019
31 MART 2019 SEÇİMLERİ BİR HESAPLAŞMA MIDIR?
11 Mart 2019
YUHCULARA YUH OLSUN !
04 Mart 2019
SAMSUN YİNE COŞKULUYDU!
24 Şubat 2019
ERBAKAN HOCAMIZI RAHMETLE ANMAK
18 Şubat 2019
AH BU ÖLÜM GERÇEĞİ?
11 Şubat 2019
İNSAN HAYATI BU KADAR MI ÖNEMSİZ ?..
06 Şubat 2019
MAHMUD ESAD COŞAN HOCAMIZA!
04 Şubat 2019
HÜKÜMETİN VE MECLİSİN DİKKATİNE ARZIMDIR!..
28 Ocak 2019
SEÇİMLER NASIL OKUNMALI?
21 Ocak 2019
HAYIRLI OLSUN !..
13 Ocak 2019
SAMSUN NEYE MUHTAÇ ?
06 Ocak 2019
ADAYLAR KESİNLEŞİRKEN
29 Aralık 2018
BU NASIL BİR YILBAŞI?
26 Aralık 2018
İNSAN!
24 Aralık 2018
GÜVENELİM Mİ?..
19 Aralık 2018
MEVLANA
17 Aralık 2018
MEVLANA’YI ANLAMAK
09 Aralık 2018
MÜSLÜMAN UYANIK OL !..
02 Aralık 2018
HAVALAR SOĞURKEN, SİYASET ISINIYOR!..
26 Kasım 2018
“NASILSANIZ ÖYLE İDARE OLUNURSUNUZ!..”
19 Kasım 2018
VELADETÜ'NNEBİ
11 Kasım 2018
TÜM ADAY ADAYLARININ DİKKATİNE!..
03 Kasım 2018
MAHALLİ SEÇİMLERDE KRİTERLER NELER OLMALI?
29 Ekim 2018
HİÇ BİR İHMAL İNSAN HAYATINA MAL OLMAMALI!
21 Ekim 2018
TÜRKİYE ZOR BİR ÜLKE
14 Ekim 2018
SON GELİŞMELER
03 Ekim 2018
2018-2019 ÖĞRETİM YILINA BAŞLAMIŞKEN !
26 Eylül 2018
BAŞLARKEN VE BM‘DE GÜR BİR SES !..
Haber Yazılımı