Yazı Detayı
17 Şubat 2019 - Pazar 20:04
 
Kışın Gelen Tehlikenin Farkında Mıyız?
DR. HABİB DEMİREL
Türk Kızılayı Samsun Şubesi Başkanı
 
 
Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım, kış vakti çoluk çocuk hastalanmasın, aman evde birbirine bulaştırmasın diye, iki çocuğuna, kendisine ve eşine grip aşısı yaptırdığını ve kışın bomba gibi olmaya niyetli olduklarını söyledi. “Bomba gibi olacağın doğru.” dedim kendisine, zira grip aşılarının içinde çok tehlikeli bir madde bulunuyor: cıva.

Gümüş renkli, ağır bir metal olan cıva, zehirli ve pahalı bir maddedir. İnhibitör (enzimlerin çalışmasına olumsuz etkide bulunur) olduğu için çok tehlikelidir.

Cıvanın Sinir Sistemine Etkisi

Cıva bazı aşılarda bulunan bir maddedir ve en çok da sinir sistemine zarar veriyor. Bağışıklık kazanma bilimcisi olan Dr. Hugu Fudenberg’in çalışmaları bize bu konuda çok faydalı bilgiler sunuyor.

Beş kez ard arda grip aşısı olanların, hiç olmayanlara ve bir ya da iki kez olanlara göre Alzheimer olma oranı on kat daha fazla!

Bunun nedeni aşıların içindeki alüminyum ve cıva. Cıvanın yaygınlaşmasıyla birlikte otizmin de artması oldukça dikkat çekicidir. Özellikle hamile annelerin bu konuda daha dikkatli olması çok önemlidir.

Dr. Murat Kınıkoğlu’na göre aşılar korkut-sal politikasına uygun olarak sunuluyor. Öncelikle çok büyük kitlelerin ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olduğu anlatıldıktan sonra piyasaya yeni grip aşılarının çıktığı söyleniyor ve korkutulan insanlar aşıya yönlendirilmiş oluyor. Beslenme Bülteni adlı sağlık sitesinin editörü olan değerli meslektaşım Prof. Dr. Ahmet Aydın aynı sitede grip aşıları ile ilgili değerlendirmelerde bulunuyor. Aşağıda, Prof. Dr. Aydın’ın bu çarpıcı yazısından bir bölüme yer verdim.

Hep aynı hikâye. Sonbahar başladıktan sonra gazeteler ‘gripten dünyada şu kadar kişi ölecek’ şeklinde grip ile ilgili haberler ile dolmaya başladı. Tabii aynı gazetelerde grip aşılarının boy boy reklâmları da var. Eczanelerin camekânları ‘Yeni grip aşısı geldi’ ilanları ile doldu. İsteyen kişi hekime danışmadan eczaneye giderek aşı olabiliyor. Dostlarımız, akrabalarımız ve hastalarımız her yıl bıkmadan hep aynı soruları soruyorlar. ‘Grip aşısı olalım mı?’, ‘Grip aşısının zararı var mı?’, ‘Grip aşısı Alzheimer hastalığı yapabilir mi?’ , ‘Grip aşısı otizme yol açabilir mi?’, ‘Grip aşısı kanser yapar mı?’

İsterseniz konuyu sorulu cevaplı bir şekilde irdeleyelim.

Grip aşısı her grip virüsüne etkili midir?

Grip aşısı sadece influenza virüslerinin yaptığı griplere karşı koruyucu olabilir. Örneğin yapılan aşı kuş gribinden korumaz.

Kimler aşı yaptırmalıdır?

Sağlıklı çocuklara önerilmez. Sık geçirilen üst solunum yolu enfeksiyonları gerçek bir endikasyon değildir; Aşı, maalesef çocuk yuvaları ve kreşlerde yaygın olarak uygulanılmaktadır.

Bazı hekimler kronik hastalıkları (akciğer, böbrek, kalp diyabet vb) olan kişilere her yıl grip aşısı olmalarını önermektedir. Bize göre potansiyel zararları nedeni ile bu kişilere aşı yapmaktan kaçınılmalıdır.

Bağışıklığı baskılayıcı (immünsüpresif) tedavi görenlerde (kanser hastaları vb.) grip aşısı yapılabilir. Bize göre aşı yapmanın tek endikasyonu budur. Ama yine de potansiyel tehlikelere karşı uyanık olunmalı ve mümkün olduğunca aşıdan kaçınılmalıdır.

Bazı hekimler yaşlı kişilere her yıl grip aşısı önermektedir. Bu hekimlerin, hastalarına mutlaka aşının içinde alüminyum, cıva gibi ağır metaller olduğunu ve bunların bunamaya yol açabileceğini söylemesi gerekir.

Etkisi bu kadar şüpheli olan aşının zararları var mı?

Önce aşının hangi maddeleri içerdiğine bakalım.

* Etilen glikol: Antifrizde bulunan bir toksindir. Antifriz çocuk gelişimini bozabilir ve kısırlığa ve asidoza neden olabilir.

* Fenol: Dezenfektan bir boyadır.

* Formaldehit: Kanser yapan bir kimyasaldır.

* Alüminyum: Aşıda antikor cevabını arttırmak için kullanılır. Alzheimer, epilepsi (sara) ve kansere neden olabilir.

* Timerosal (Cıva: Tarife gerek var mı?) Beyin hasarı, otizm ve otoimmun hastalıklara yol açabilir. Cıva çıkartıldıktan sonra California’daki otistik çocukların sayısında bariz azalma olmuştur. İçinden cıvanın çıkartılmadığı tek aşı grip aşısıdır. Diğer aşılardan farklı olarak grip aşısının her yıl yapılması beyin hasarı riskini artırmaktadır.”

Beyin hücreleri kendilerini yenileyemediklerinden orta yaşlı insanlarımızın tek doz dahi olsa cıva içerikli koruyuculara maruz kalmasının beyin hücrelerine zarar vereceği, buna bağlı olarak Demans ve Alzheimer riskini artıracağı ve bu süreci hızlandıracağı kesin. Her sene aşı olma ihtimali de göz önüne alındığında tehlikenin büyüklüğü daha iyi anlaşılıyor.

Sizde veya yakınınızdaki kişilerde unutkanlık/Demans/Alzheimer hastalığına doğru gidiş başladı mı? O halde mutlaka grip aşısı yaptırıp yaptırmadığınızı düşünün. Bu aşıyı hayatınız boyunca kaç kere yaptırdığınızı hatırlamaya çalışın. Ve lütfen, bundan sonra bu cıvalı aşıları yaptırmayın.

Bugün birçok ilacın yan etkisine bağlı olarak oluşabilecek ölümlerde maalesef ölüm nedeni olarak ilaçlarla ilgili bir çalışma yapılmıyor. Örneğin santral sinir sistemiyle ilgili birçok ilacın etki mekanizması tam anlaşılmış değil. Örneğin, enboli/pıhtı oluşumunu engelleyen ilaçların birçoğu hassas bir kullanıma sahip ve çoğunlukla yanlış kullanım sonucunda beyin kanamaları oluşmaktadır.

Günümüzde oldukça yaygınlaşan Demans ve Alzheimer tıbbın ilerlemesiyle yakın zamanlarda sebebini öğrenebildiğimiz diğer hastalıklardan oldukça farklıdır. Gizli kalp, diyabet gibi hastalıklara bağlı ölümler ancak günümüzde bilinebilmesine karşın kırsal kesimde de kentlerde de tıbbın bu kadar gelişmediği dönemlerde bunama halk tarafından biliniyordu. Çünkü bunamanın çok bariz, açık belirtileri vardır. Bundan dolayı bunamanın arttığını çok net bir şekilde görmek mümkün.

Bugün dikkat çekeceğim ikinci tehlike: monosodyum glutamat, yani Çin tuzu.

Çin tuzu, hem gençlerde bağımlılığın, obezitenin, diyabetin gizli mimarı hem de orta yaşın korkulu rüyası Demans ve Alzheimer’ın nedenlerinden biri.

Uzak Doğu’da yaygın olarak kullanıldığı için halk arasında Çin tuzu olarak bilinen monosodyum glutamat (MSG), ülkemizde sıkça tükettiğimiz pek çok üründe kullanılan, aslında hiç de lezzetli ve güzel olmayan bu mamulleri çok lezzetli hmemizi sağlayan bir kimyasal. MSG, tat almamızı sağlayan bezlerin salgısını artırarak, bu uyduruk gıdaları lezzetli bulmamızı sağlar ve daha çok yeme isteği duyarız, yedikçe yeniden yiyesimiz gelir. Buna bağlı olarak bağımlılık oluşur. Ardından da obezite ve diyabete doğru yol alınmaya başlanır. Piyasadaki çoğu üründe kullanılan MSG, düşündürücü ve tehlikeli boyutlara ulaşmıştır. Firmalar, ucuza mal ettikleri kötü mamullerine MSG’yi kattığında, en kötü ve en uyduruk olan şey dahi, leziz bir tat alıyor. Çikolata, gofret, cips, dondurma, köfte, köfte harcı, hazır çorba, et suyu tabletleri, salam, sucuk, sosis, tereyağı, fast food ürünleri, hatta çiğ köftelerin bir kısmı MSG’nin kullanıldığı ürünlerden bazılarıdır.

Bazı bilim adamları ise Çin tuzunun toksik etkisinin çok fazla miktarda alınmasıyla oluşabileceğini, bu miktarları almanın da mümkün olmadığını söylüyor. Oysa burada önemli olan toksik dozla kişinin zehirlenmesi değil, alınan monosodyum glutamatla beyindeki engelleyici nörotransmiterlerin en önemlisi olan GABA arasındaki dengenin bozulması, buna bağlı olarak da Parkinson, Alzheimer ve kanseri tetiklemesidir.

Cıvalı aşılara ve monosodyum glutamatlı gıdalara karşı lütfen kendinizi ve sevdiklerinizi koruyun. Tıptaki ilk ilke de zaten budur: Primum non nocere; önce zarar verme.

Sevgiyle ve dostlukla kalın.
 
Etiketler: Kışın, Gelen, Tehlikenin, Farkında, Mıyız?,
Yorumlar
Haber Yazılımı