Yazı Detayı
24 Aralık 2018 - Pazartesi 09:21
 
KİBİR VE TEVÂZU
TUBA İŞBİLİR
Tuba işbilir, Üniversite öğrenimini Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde tamamlamış olup iyi bir eğitimci olmayı hedefledi.
 
 
Kapı açıldı. Titrek bir ses gibi geçti önünden korku. ‘Beni kırdın’ diyen bir sese odanın tam orta yerinden kitlenmiş gözleriyle dilinin döndüğünce sustu ve ‘kırıl!’ dedi içinden. İçindeki sesin duyulmasından korkmadan ‘kırılmanı istiyorum tıpkı beni kırdığın gibi’ dedi ardında. Karşısındaki kibirli edaya aldırmadan bir direniş sergiliyordu adeta. Kibirli bir sessizlik hâkim oldu sonra, odanın buz mavisi duvarlarına çarpa çarpa köşe kapmaca oynayan bir sessizlik. Bir o köşeden bir bu köşeye amansızca koşuyor; en ortada ahşap sandalyenin çürümüş bacaklarına direnen tevazuya o soğuk sırıtışını göstererek. Her şey bir siluet şeklini almışken tevazu mırıldandı ‘kavramlarında kalbi vardır’

Sahip olduğumuz kavramlar bizi tanımlamanın en vazgeçilmez halidir. Sahip olduğumuz yahut olmadığımız hepsinin bizde ve toplumda bir karşılığı vardır. Bazılarının oldukça derin anlamı olduğu gibi yaptığı çağrışım veya kullanıldığı yere göre şeklini alabilir. Bazıları yüreğimizi yumuşatırken bazıları ziyadesiyle acıtabilir. Tıpkı hayatın kendisi gibi, susuz kalmış bir ağaç gibi kalbini diri tutmaya çalışırken kanadının kırılması gibi.

Kibir ve tevazu gibi..Hayatımızı idame ettirmek adına nasıl ki temel ihtiyaçlarımız varsa insanı tanımlamak adına temel kavramlar vardır. Bunları sınıflandırdığımızda kibir ve tevazunun siyah ve beyaz gibi net çizgiler olduğunu görüyorum. İnsanı esfel-i safilin ve eşref-i mahlûkat makamlarına taşıması gibi. Kibir ve tevazu kavramlarının Türkçe karşılığını hepimiz biliriz ve bizde oluşturduğu etkiyi de. Tevazu sahibi olmak az insanın yapabileceği bir hasletken kibir toplumda daha çok karşılaştığımız ve bizim ilgilendiğimiz bir nokta oluyor. Kendimce yapmış olduğum minik bir anketin neticesi olarak tahmin ettiğim ve olması gerektiği üzere – Kibirli insan hakkında ne düşünüyorsunuz ve ne hissediyorsunuz? Sizde saygı uyandırıyor mu ya da erişilmez olduklarını mı düşünüyorsunuz?- sorularına yanıt veren hemen herkes olumsuz şeyler hisettirğini ve saygı duymadıklarını, rahatsız edici bulduklarına dair karşılık vermiş. Bu konuda hemfikir gibi görünüyoruz. Öyleyse toplumda sıkça karşılaştığımız ve bizleri demoralize eden kibirli insanların varlığını bu kadar istikrarlı sürdürmelerinde acaba bizim payımız yok mu? Sosyal yaşantımızda beni en çok üzen şeylerden biridir bu; kendi zayıflığını kabullenmiş karşısındaki güce tapan, erişilmez olduğunu düşündüğü insana itaat eden onun kibrini cilalayan kişiler… Çok basit arkadaşlık ilişkilerinde dahi bunu görmek oldukça rahatsız edici.

Bazı insanlar hayattaki iştigal alanlarıyla ilgili olarak önemli insan tanımını hak ediyor olabilirler fakat onlar da insan (kul) olarak kimseden daha önemli, değerli değildir. İslam inancını kendine şiar edinmiş insan şunun farkındadır ki ‘üstünlük ancak takva iledir’ zira üstün nitelikte olduğunu varsaydığımız insanların toplumsal arenada öne çıkmasında bizim eylemlerimizin etkisi hiçe sayılamaz.

Bir ahlak terimi olarak tevazu ise alçak gönüllü olmak böbürlenmekten uzak durmaktır. Mütevazı kişi, muhatap olduğu insanların sosyal, ekonomik, mesleki ve maddi eksikliklerine bakmadan onları insan olarak kendilerine eş değer görürler ve öyle davranırlar. Yani dünyevi kriterlere göre değil ilahi kriterlere göre davranmayı elzem bilen kişilerdir. Bu iki kavram üzerinde uzunca konuşulacak iki ayrı meseledir. Özellikle kibirle ilgili geniş bir sonuca ulaşıldığını görüyorum. Özetle; yapmış olduğum okumalarda çoğu felsefi yaklaşım, ahlak öğretileri, dinler, psikoloji ve sosyoloji bilimi kibrin kötü bir şey olduğunu söylüyor. Psikolojik bir vaka olduğu ise bu bilimin ayrı bir araştırma konusu olmuştur. Nitekim kibir haset hastalığını da beraberinde getiriyor. Kibir yüce yaratıcının ‘Mütekebbir’ sıfatını kendinde görmek olduğu gibi imani açıdan büyük bir eksikliğin sonucudur da.

Kuran’ı kerim bizi öğütlüyor “ Allah kendini beğenen ve böbürlenen kimseleri sevmez” (hadîd suresi 23. Ayet) İyi ve muttakilerden bahsederken de “Rahmâ’nın kulları, yeryüzünde vakar tevazu ile yürüyen kimselerdir.” ( Furkân suresi 63. Ayet) kibir, kalbi kabzetmeye başladığı andan itibaren insan olmanın basit ve ince çizgilerini de silinmeye başlıyor. Kibirli insanın merhametten yoksun olduğu aşikâr ve hakkaniyetli olabileceği ise pek mümkün görünmüyor. Tevazu üzere kalmak ümidiyle..
 
Etiketler: KİBİR, VE, TEVÂZU,
Yorumlar
Haber Yazılımı