Yazı Detayı
23 Nisan 2019 - Salı 00:52
 
KENDİNİ BEĞENME - NARSİSİZM
Doc. Dr SELMA SABANCIOĞULLARI
Doç. Dr. Selma SABANCIOĞULLARI Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Suşehri Sağlık Yüksekokulu, Ruh Sağlığı ve Psikiyatri Hemşireliği Anabilim Dalında öğretim üyesi (Doçent Doktor) olarak görev yapmaktadır. Sabancıoğulları’nın 60’a yakın uluslararası ve ulusal bilimsel makalesi ile beş bilimsel kitapta bölüm yazarlığı, 70’in üzerinde uluslararası ve ulusal kongre, sempozyum ve bilimsel toplantılarda sunulan bilimsel bildirisi bulunmaktadır. Çalışma alanları ruh sağlığı, ruhsal bozukluklar, toplum ruh sağlığı, etkili iletişim ve ilişkiler, çocuk-ergen ruh sağlığı, anne-baba tutumları ve evlilik ilişkileridir. Yabancı dili İngilizcedir.
 
 
Bazı insanlar dünyanın kendi etrafında döndüğü, kendileri olmazsa sanki dünya dönmeyecekmiş gibi bir tavır içinde davranırlar. Küçük dağları ben yarattım edasında olan bu insanlar kendilerini her şey den üstün, özel ve önemli görürler. İlişkilerinde kendilerini hep önde tutarlar ve başka hiç kimseyi önemsemezler…

İnsanın kendini sevmesi, öz güveninin olması, kendi ile barışık olması adına istenen bir durumdur. Ancak sağlıklı olan bu kendini sevme, önemsenme, kendini üstün ve değerli görme hali bazılarımızda aşırı olabilir. Bu kişilerle bizi değersiz htiren, küçük gören, kullanıldığımızı ve sürekli verici olduğumuzu düşündüğümüz ilişkiler içinde olabiliriz. Böyle bir ilişki içinde olduğumuzu hissediyorsak karşımızda narsistik özellikler gösteren bir kişi olabilir…

Narsisizm en temel anlamıyla kişinin yalnızca kendi istek ve ihtiyaçları doğrultusunda hareket etmesi, kendisini aşırı derecede sevip beğenmesi anlamına gelir. Narsisizm, özseverlik, kendini aşırı sevme ve kendini üstün görme, büyüklenme olarak ta tanımlanabilmektedir. Narsis özellikler gösteren bu kişiler bir bakıma kendilerine âşıktırlar. Kendilerini özel, her şeyden önemli ve üstün görürler. Ukalalıkları hemen göze çarpar… Bu kişilerin bir diğer özelliği ise empati becerisinden yoksun olmalarıdır. Bu kişiler karşı tarafın duygularını, nasıl htiğini, acı çektiğini, üzüldüğünü, sevdiğini, sevilmek istediğini anlamaz ya da anlamak istemez, önemsemezler. Empati kuramadıkları ve kimseyi sevemedikleri için içten ve sıcak ilişkiler kuramazlar. Sizi asla tam olarak dinlemezler, nedense her anlattığınızı eksik dinlemişlerdir veya hatırlamıyorlardır. Bir şey sorduğunuzda "hı pardon ne dedin?" ya da mesajını okumadım, görmemişim, gibi tepkiler alırsınız. İlişkinin başlangıcında yardımsever gibi görünürler ancak, her zaman kendi sorunları ön plandadır. Bir sorununuzdan bahsettiğinizde size akıl verme ya da konuyu kendi sorununa getirme eğilimindedirler. Her zaman kendi sorunlarının dünyanın en büyük sorunu olduğunu savunurlar…

Kendisinin özel olduğunu düşündüğü için herkesten daha fazla hakkı olduğunu düşünür, kurallarla ilgilenmezler; onlar için önemli olan sadece kendi kurallarıdır. Mesela iyi araba kullandıkları için hız sınırlarına uymak zorunda değillerdir. Ya da statüsel anlamda üst görevde olduğu için kanunlara uymak zorunda olmadığını düşünür. Bu davranışın arkasında ben özelim, ben hiçbir kurala uymak zorunda değilim vardır. Kurallar kendi çıkarlarına ters düştüğünde ise kuralları kendine göre esnetir. Kendi doğruları, her zaman en doğrudur. Hayatında yaptığı her şey onun için doğru olduğundan yanlış olduğunu söylediğiniz her şeye karşı savunmaya geçerler. Özgüvenli imiş gibi gözükmekle birlikte aslında öyle değillerdir, oldukça kırılgandırlar. Asla eleştiri kabul etmezler ve eleştirildiklerinde ya sizinle alay ederler ya da oldukça kırıcı şekilde karşılık verirler…

En dikkat çeken özelliklerinden biri de karşısındakini devamlı suçlamalarıdır. Siz ne yaparsanız yapın hatalı ve suçlusunuzdur; o da her zaman haklı. “Neden telefonlarıma bakmıyorsun, neden mesajlarıma cevap yazmıyorsun” gibi tepkilerle, diğer insanları kullanma ve sömürme eğilimi ile sanki diğer insanların hepsi kendisine hizmet etmek için, kendisi için var olmuşlar gibi davranabilir. Herkes onun için uygun olmak ve onun işlerini yapmak durumundadır. Bu kendisine hatırlatıldığında “ne var ki bunda herkes bunu yapıyor, başkaları senin gibi tepki vermiyor” diyerek tepki gösterirler…

Narsis kişiler kıskançtırlar. Sürekli kendini başkalarıyla kıyaslar. Farklı konularda başkalarına göre nasıl olduğu onun için çok önemlidir. Bu da kıskançlığı ve çekememezliği beraberinde getirir. Zararlı rekabetiyle yorar, bıktırır. İstedikleri olmadığında etraflarına öfke ve nefret gösterebilirler. Her konuda çabuk yükselen bir öfkeye sahiptirler…

Etraftaki insanları kullanmak, onlardan istediklerini almak için başlangıçta çok ilgili ve seviyormuş gibi davranabilirler. Çok güzel giyinirler, bakımlıdırlar, durumları kötü bile olsa bunu dışarı yansıtmazlar, sanırsınız ki zenginlik içinde çok başka bir hayat yaşıyor. Lafbazlıkla da birleşen bu durum çoğu kez onlara bir şeytan tüyü avantajı sağlar ve çekici hale getirir. O nedenle narsis insanlara bazı kişiler hayranlık duyabilir, aşık olabilir, ona saygı duyma eğilimindedir. Narsis kişilerde bunu istemektedir. Bu kişilerin size olan ilgisi sizden istediği şeyi alana kadardır, istediğini aldıktan sonra siz onun gözünde yok hükmünde olabilirsiniz. İlişkilerinde hep alırlar, hep güzel sözler duymak, beğenilmek iltifat almak isterler ancak karşıdaki kişiye bunları vermezler…

Kendilerini nasıl özel görüyorlarsa arkadaş çevrelerini de öyle özel görürler. Onlar için sevgilileri de arkadaşları da özel insanlardır. Kendi seviyelerinin üzerinde olduklarını düşündükleri insanlara saygı duyabilirler. Çünkü onlardan bir çıkarları vardır. O üst seviyedeki insanlar kendisine insana yardımcı olabilir, onu kendi seviyelerine çekebilirler…

Bu kişilerle ilişkiyi yürütmek oldukça zordur. Duygusal enerjimizi emerek bizi tüketebilirler. Bu insanlar iş yerinde, evlilikte, aile ve sosyal arkadaş ortamında hayatın her alanında karşımıza çıkarlar. Bu nedenle bu kişilerle ilişkiyi nasıl sürdürebileceğimizi bilmek önemlidir… Bu kişilerin bu şekilde davranmalarının bir sebebi olduğunu düşünmek onları anlamamızı kolaylaştıracaktır. Öncelikle bu kişilerin geçmiş çocukluk yıllarında yaşadıkları sorunların bir parçası olarak bu şekilde davrandıklarını bilmek bizim onlara empati yapmamızı kolaylaştırabilir. Bu kişiler çocukluklarında genellikle sevgi ve ilgiden yoksun kalmış, sevgileri hep başarılı olmaları ile ilişkilendirilmiş ve başarıya koşullu sevilmiş kişilerdir. Ya da çocukluklarında aşırı şımartılmış, her istedikleri yerine getirilmiş kişilerdir. Ya da başka bir tür neden mutlaka vardır. Kişiyi anladıktan sonra davranışlarının bizde htirdiklerini, duygularımızı ona ifade edebiliriz. Bunu yaparken çok dikkatli olmalıyız. Çünkü her şeyin en iyisini kendilerinin bildiğini düşündükleri için eleştiriye çok duyarlıdırlar ve kendileri ile yüzleşmekten korkarlar. Kendisinin değil davranışlarının rahatsız edici olduğunu htirmek önemlidir. Bir şey söylediğimizde alınganlık gösterdiğini, övgü beklediğini, çabuk öfkelendiğini ve bu durumunda bizi üzdüğünü söyleyebiliriz. “beni yeterince ilgi göstererek dinlemediğinde, mesajlarıma gereken önemi gösterip dikkatli okumadığında kendimi önemsenmemiş ve değersiz hissediyorum” gibi cümleler kurulması farkındalık geliştirmede işe yarayabilir. Bu cümleler elbette sizin sıkıntı yaşadığınız konuya göre değişecektir. Bu hemen işe yaramayabilir çünkü bu durumları kabul etmeyebilirler…

Kendinizi ezdirmemeniz ise diğer dikkat edeceğiniz konudur. Çünkü narsis kişiler o kadar kendilerinden emin, kendilerine güvenli, söyledikleri doğru, haklı imiş gibi dururlar ki, siz bir noktadan sonra sanırım sorun bende diyebilirsiniz. Ben bir şeyleri eksik ya da yanlış mı yapıyorum noktasına gelebilirsiniz. Durum böyle olduğunda narsis kişi daha çok üzerinize gelebilir. Burada kendinizden emin olmanız önem taşır. Bir sonraki adım olarak davranışları ile ilgili sınırlar çizebilirsiniz. Neyi kabul edip, neyi kabul etmeyeceğinizi açıkça ifade etmelisiniz. Burada rahatsızlık duyduğunuz konu ile ilgili olarak nerde durması gerektiğini, hangi davranışlarını değiştirmesini istediğinizi, açıkça ifade etmelisiniz. “ben dili” ni kullanarak neye izin vermeyeceğinizi ifade edebilirsiniz. Burada sizin de haklarınız olduğunu fark ettirmeniz önemlidir. “Bu saygısızca muameleye daha fazla tahammül etmeyeceğim. Eğer benimle ilgili bir rahatsızlığın varsa, beni aşağılamadan ya da yok saymadan söyleyebilirsin. Benimle biraz daha düşünerek, tartarak konuşursan bunu takdir ederim, ve tabi ki ben de sana aynı şekilde yaklaşacağım.” gibi….

Sonraki adım ise belirli bir tavrınızın olmasıdır. Burada bundan sonraki zamanda neyi kaybedeceklerini önceden açıkça belirtmelisiniz. Sizinle ilişkisinde yaşanan sorunlara dikkat göstermediğinde neleri kaybedeceğini bilsin. Bu kişiden uzaklaşabilirsiniz, ilişkinize mesafe koyabilirsiniz. Neyi kaybettiğini ve sizin nasıl uzaklaştığınızı ona htirebilirsiniz. Bu konuda ki tavrınızda tutarlı olmalısınız. “Biraz yalnız kalıp düşüncelerimi toplayıp düzenlemeye ihtiyacım var. Böylece konuşmamız daha verimli olur. Belki bu senin için de iyi olur.” denilebilir…

Bu yaklaşımların yanı sıra eğer kişi ikna edilebilirse profesyonel bir yardım alması yönünde yönlendirilebilir. Narsistik özellikler gösteren kişilerde özellikle çözümlenmesi gereken konular eleştiriye açık hale gelebilmeleri ve empati yapmayı öğrenebilmeleridir…

Karşılıklı doyumlu ilişkiler yaşamanız dileği ile sağlıcakla kalın…
 
Etiketler: KENDİNİ, BEĞENME, -, NARSİSİZM,
Yorumlar
Haber Yazılımı