Yazı Detayı
25 Eylül 2018 - Salı 04:01
 
KELİME DÜKKANI
TUBA İŞBİLİR
Tuba işbilir, Üniversite öğrenimini Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde tamamlamış olup iyi bir eğitimci olmayı hedefledi.
 
 
TUBA İŞBİLİR - İLAHİYATÇI

Bir mısra işlemek istiyorum, kelimelerimi bulamıyorum çekmecemde. Hırsız öğle vakti girmiş olmalı odama, güneş tepe noktasındayken en ıssız anlarını yâd ediyor ellerim. Ve bugün pazar, kapalı tüm dükkânlar. Ayakkabıcı Mehmet açık bir tek; ikinci el kundura gibi topuğundan ezilmiş yapım eki almış kelimelerden ötesi bulunmuyor vitrininde.

Bakkal Ercan'ın sümüklü kızı yeni doğmuş kelimeler söylüyor hecelerden, üzerimdeki büyüyünce de giyineceğim iki beden büyük kırmızı pileli elbisenin lacivert çizgilerinde parmaklarını yürüterek. Belki kaybolurum evin arkasındaki parkta demir kaydıraklardan korkuyor tahterevallide hep yukarıda kalan bedenim. Ayaklarım toprakla buluştuğu anda kelimeler koşuyor odama.

Toprak işlediği gibi zihnime veremi anımsatan öksürüklerim susuyor. Fiil olmaya layık bir kelime daha istiyor kelimem yanına. Çam ağacının dibinde tanımadığım çocuklara sigara dumanından halkalar çıkarıyor çaycı Ethem’in oğlu Hakan abi. Halkalar açıldıkça, dans ediyor ekrandaki casper gibi tüten dumanı.

İlizyona uğruyor mimiklerim, tanımadığım çocuklar kadar hayran kalıyorum göğe karışan ritimsiz dansa. Birazdan bed yüzlü o adam yine yakalayacak beni bilmediğim halde çarpım tablosundan soruyor ruhum kızarıyor gözlerimi kaçırıyorum bedenimden önce yedi kere sekiz fiil yapmıyor biliyorum. Dükkanların kepenkleri inmiş gri bir vücut gibi duruyorlar, pazartesiye fiil gelir miydi ki?

Belediye anonsu 'cenaze ilanı' diye giriyor hoparlöre. Birazdan bir haraketlenme oluyor, aşağıdan zile basan adam cenaze malzemesi soruyor, babam iner şimdi manifatura dükkanına gül kolanyası da koyar kefen poşetine..

Dükkanın kepenkleri yine açılmadan satıyor ölü kıyafetini pazar günü müşterisine. Ölü kıyafetinin izini sürüyorum ölü kimdi annem biliyor muydu ?

Tezgahta pancar kırıntıları, ocakta kaynayan mısırlı pancar çorbası ve içyağ kokusuyla buharlaşmış mutfak camının üstünde ki morcivert ispirtoya ulaşıyor bakışlarım; dedemin penicillin vurmadan önceki iğneye göz kırparak bakışını yad ederken, bulamıyorum annemi..

Haftaya pazar Rüstem dede öldü de ölmenin hareketlenmemiş bir fiil olduğunu, ölü kıyafeti giyinmiş üzerinde bıçak yatan bedenden anlıyorum. Rüstem dede yatıyor, kadınlar Yasin okuyor.

Rüstem dede yatıyor, erkekler tabut taşıyor birazdan öğle namazına mütakiben toprağa gömülecekse ölmek kimin eylemi ?
 
Etiketler: KELİME, DÜKKANI,
Yorumlar
Haber Yazılımı