Yazı Detayı
30 Aralık 2018 - Pazar 23:26
 
İBNU’L VAKT OLMAK
TUBA İŞBİLİR
Tuba işbilir, Üniversite öğrenimini Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde tamamlamış olup iyi bir eğitimci olmayı hedefledi.
 
 
Hayatımızı meşgul eden o kadar çok şey duyuyor, görüyor ve konuşuyoruz ki. Bundan ötürü hakikati düşünmeye hisetmeye yeltenmiyoruz bile. Anlık bir hazla geçmişi unutup hep yarını ve sonrasını planlarken içinde bulunduğumuz anı ayaklarımızla hunharca çiğniyoruz. An ve anılar derken bir lahzadan bahsediyor gibiyiz.

Hâlbuki zaman mefhumu evrensel rakamlarla ifade edilse de herkeste farklı bir boyutta işliyor. Aynı zaman diliminde yaşadığımız insanlarla benim için zaman hiç geçmiyor diye yakınırken bir başkasından bugün zaman nasıl geçti hiç anlamadım diye hayıflandığını görürüz. Bu farklı ruhlara ve ruh haline sahip olmamızın bir sonucudur elbette.

İçinde bulunduğumuz sosyal çevre ve sosyal medya birçoğu realiteden uzak olduğu halde bizleri çok fazla gereksiz bilgiye maruz bırakıyor. Ne yazık bizler okuduklarımızı ve gördüklerimizi muhabbet konusu yapıp kendi hayatlarımızla kıyaslama gibi bir tehlikenin içine çekiliyoruz. Tüm bunlar bizleri meşgul eden ve hakikatten uzaklaştıran, aslında kendi fıtratımızdan uzaklaşmasına paralel bir uzaklaşma yaşatıyor ki ruhlarda gezinen huzursuzluk kaçınılmaz oluyor.

Aynı organizmaya ve yaratılışa sahip olduğumuz irade ve akletme yetisine sahip bireylerin sabit kavramlar ve olgular üzerinde genel geçer yargısını nasıl da bireyselleştiriyor görebiliyoruz.

Matematik gibi soyut bir olgudan ve bilimden materyal ve kapitalist bir dünya inşa etmek sanırım bunun bir neticesi olsa gerek. Rakamlar o kadar çok hayatımızın merkezinde ki bazen işin içinden çıkamıyor ve sadece ona odaklanırken buluyoruz kendimizi. Yakın çevremizde gördüğümüz en tuhaf yaklaşımlardan biridir; parası olanın derdi yoktur parsı varsa imkânı vardır, imkânı varsa zamanı vardır cüzdanı doluysa güvencesi vardır gibi… Öyle midir sahiden yoksa bu bizim dünyamızda materyalizmi seküler bir hale getirmemizin sonucunda oluşturduğumuz kuruntularımız mıdır? Parası olanın hatta zamanı olanın derdi yok mudur ya da hayatta ki tek derdimiz paramızın olmaması mıdır? Bu düşünceyi çok görmemekle birlikte tehlikeli görürüm kendi kanaatimce. Zira dünyaya gönderilmiş her canlı bir yaratıcı tarafından yaratılmış ve dünyaya gönderilme amacı var olduğunu biliyorsak İslam inancı üzerine konuşmayı kendime görev bilirim ve şunu da hatırlatarak devam etmek isterim ki yaratıcımız bize dünya hayatının bir imtihan yeri olduğunu ve geçici bir alan olduğunu söylüyor.

Öyleyse kendi çabamızla vardığımız bu sonuçlar bizi Allah'ın gayesi konusunda ikileme hatta şüpheye düşürmez mi? Bizi imtihan edeceği bir dünyada yalnızca maddi anlamda sıkıntı çeken insanların en zor imtihanları yaşadığını düşünmek kendini yüce yaratıcısına kul olmaya adamış ve bu yolda istikrar gözetmeye hatta kazandığını diğer insanlara rızık vesilesi olarak görerek emek veren o insanlara karşı haksızlık yapmış olmuyor muyuz? Yani o insanların gerçekten imtihansız bir hayat yaşıyor olduğunu düşünmek bencilliğin yanında yaratıcının adalet sıfatını sınamak değil midir?

Kendi küçük dünyalarımızın içinden başımızı bazen kaldırmamız ve biraz yakına bakmak bize zaman kaybettirmediği gibi muhakeme etme şansı verebilir.

“Elindeki fırsatı ganimet bilmeye çalış. Hz. Âdem bile nasibi tükenince cenneti terk etti.” Der Hafız-ı Şirâzî. Zamanın ve anın kıymetini bilmek umuduyla.
 
Etiketler: İBNU’L, VAKT, OLMAK,
Yorumlar
Haber Yazılımı