Yazı Detayı
05 Aralık 2018 - Çarşamba 20:36
 
GÖNÜL YARASI NEDİR BİLDİN Mİ CAN?
RECEP ŞEN
Eğitimci
 
 
Hep dışımızda aradık yaralarımızı. Hâlbuki esas yara içimizde, gönlümüzde. Gönül yarası… Tabiplerin deva bulmakta aciz kaldığı yara… Duyuyor musun kalbinin sesini, işte yaran orada? Etrafının kalın surlarla çevrili olduğu, kimsenin uzanamadığı yerde, gönüldedir yaran. Farkında ol ki gönlündeki yaradan, sen seni bulasın ey can!

Gönül yarası nedir bildin mi, ey can? En çok sevdiklerin, âşina oldukların açar yarayı gönlünde. Hem de bu öyle bir yaradır ki, derindedir, kapanmaz kolay kolay. Bu yaralarla yaşamayı öğrenirsen kemale erersin.

Zerrece şikâyet etme sakın. Ağla, sızla, yan, yıkıl ama içindeki yangını ele duyurma. Bir nimet bil gönlündeki yarayı. Şu modern çağda bahtiyar insansın gönlünde yaran varsa? Çünkü sen, o yarayla sensin. Gönlündeki yarayla varsın. O yarayla büyüyüp gelişeceksin. Derdi olmayanın, yarası olmayanın katı taştan, kuru odundan farkı ne ki?

" Münkesir olmuş gönüller mekândır demiş bize Hak/ Ben bu yıkılmış gönlümü kasru ayvana vermezem." demiş şair. Şair kime derler, bildin mi ey can? Aşkın şarabından bir yudum da olsa içen adamdır şair. İşte o adam der ki, bu dünyada sizin sahip olduğunuz bütün dünyalıklara ben şu yaralı gönlümü değişmem! Ey modern insan, senin peşinde gece gündüz dolaştığın, kutsadığın o dünyalıkların benim gözümde de, gönlümde de yeri yok!Onlar bana sıkıntı ve ezadan başka bir şey vermez! Şair bu, restini çeker gerekirse.

Gönül yarasının ilacı yoktur tabiplerde. "El çek tabip el çek yaram üstünden/ Sen benim derdime derman bilmezsin." der âşık bunun için. Bu yaranın dermanı yine kendi içindedir, derd-i aşktadır yani. Onun için tabip istemez, derdiyle hoştur, şikâyet etmez âşık. "Ben dertliyem derdim vardır / Yüz bin dermana vermezem" diye boşuna söylemez. Derdinin dermanını Hak’tan bilir, Hak’tan bekler.

Yarası olmalı insanın gönlünün bir köşesinde. Sevdası, derdi olmalı yani. Sevdan yoksa hiçbir işte başarıya ulaşamazsın. Hak ile beraber olanlarla olmak, sevdaya mekân olmuş bir yürek taşımak yaraşır bize. Biz sevda çocuklarıyız. Bu toprakların hamurunda sevda var. Biz bu sevdadan doğduk, bu sevda ile büyüdük. Özge bir sevda ile buluştu kalplerimiz ve kardeşler olduk birbirimizle. Onun için sevdamız ortak. Gönül yaralarımız hep oldu. Yaralarımız bizi yekvücut haline getirdi. Yaralarımız aynı olduğu için bir bedende atan tek yürek olduk asırlarca.

Dünyada devasız dert yaratmamış Rabbim. Her derdin bir devası var. Gönül yaranı bilirsen dermanın da O’nda olduğunu bilirsin. Yanlış kapıda derman arama. Seni yaratan Rabbin bir cevher sakladı senin içine. Farkında ol. O sana şah damarından daha yakın. Kendini bilen Rabbini bilir. O’nu bildin mi yolların açılır, yürürsün. Gönül mülküne huzuru verecek odur. Dertlere derman, yaralara şifa odur. O’na giden yol Peygamber sevdasından geçer, Hak dostlarının kapısından geçer. Muhabbetten geçer. Sevmeyen ne bilsin? Sevmeyen nasıl yol alsın?

Gönül ehli bir bilge kişiye vardı saf gönüllü bir adamın yolu. “ Muhabbet nedir öğrenmeye geldim ey bilge kişi! İzin ver de senin yanında kalayım. Muhabbet nedir ben de öğreneyim. Bu uğurda gerekirse kapınızda köle olayım!” Bilge kişi sordu: “Evlat sen hiç âşık oldun mu?” Şaşırdı kaldı adam: “Nasıl yani?” Bilge kişi tekrar sordu: “ Köyünde bir kızı sevdin mi mesela?” Şaşırdı bu soruya adam: “Hayır efendim!” dedi. Bu sefer şöyle bir soru sordu: “ Peki, bağınız bahçeniz var mı? Onları sevdin mi?” Yine aynı cevabı verdi adam: “Hayır efendim!” Bilge kişi bir soru daha sordu: “Peki kapınızda öküzünüz var mı?” Adam: “ Var tabi, sarı öküzümüz var!” dedi. “Hah işte, o sarı öküzü de mi sevmedin hiç?” Adam yine aynı cevabı verdi: “Hayır efendim sevmedim!” Bilge kişi yumuşak bir ses tonuyla, onu kırmadan: “Bak evladım, sen var köyüne git, hayatını helalinden kazan, o sana yeter! Sevmeyi bilmeyen adamın bizden öğreneceği bir bilgi, bizden kazanacağı bir davranış yoktur. Haydi,selametle, sen var git köyüne!”

Sevmeyi bilmek, sevmeyi öğrenmek gerek. Sevmek kitaplardan öğrenilmez elbette. O gönülde var olan bir cevherdir. Sevenlerle bir olursan, onların kokusundan bir şeyler duyarsan sana da nasip olur. İçindeki muhabbet cevherinin farkına varırsın. Esans satan adamın yanında durursan mis, lağım işçisinin yanında durursan pis kokarsın. Hakk’ı sevenlerle bir olup Yunus gibi bu iştiyakla yaşayasın: “Hakk’ı seven kullar ile çağırayım Mevlâ’m seni”

Daha ne zamana kadar gönül kuşu bu ten kafesinde mahpus olacak, ey can? Gönlünün sesini dinle! O kanatlanıp uçmak ister özgürce semaya. Ya sen? Nefsinin isteklerine boyun eğdin. Hırs atına bindin. Sen bağlandın kaldın dünyalık oyuncaklara. Bağlandıkça huzur bulurum sandın. Modern dünyada oyuncak çok! Hepsi de yanılgıdan ibaret! Yol kesicilikten ibarettir modern hayatın kendisi! Oynadıkça, oyalandıkça rahat ederim sandın. Oysa her geçen gün içindeki rahatsızlık, içindeki uçurum büyüdü. Bu uçurumda kaybolup gideceksin. Modern dünyanın seni götürdüğü yer bu uçurumdur. Sonunda seni o uçurumdan aşağıya atacaktır. Deveyi uçurumdan aşağı atan bir tutam ot değil miydi? Gel geri dön, kendine dön!

Gel gönül kazan, gönüllere gir. Hakk’ın evidir gönüller. Gönül kazanmak için de insanları sev, insanlara faydalı ol, yaraları sar, ekmeğini paylaş. Kibri, gururu, hırsı, hasedi bırak! Mütevazı ol. Oturup bir köşede herkesi tekfir etme. Çok bildim deme. Bilgi uçsuz bucaksız bir deryadır. Senin bildiklerin bu deryadan bir damla bile değil. Hor görme kalbi kırıkları, garipleri, yoksulları, noksanı olanları… İnsan içine çık, insanların arasına karış. Kimseyi yargılama. Sen yargılama makamında değilsin. Sevgi diliyle, hâl diliyle anlat, bir şeyler anlatacaksan. “Ya hayır söyle, ya da sus.” Susmayı bilmek de bir erdemdir. Varsa bir hünerin gönüller tamir eyle. Ne diye yargılıyorsun insanları? Onların gönlünde olanları biliyor musun? Niyet okuyuculuğunu bırak!

Sen iyilikleri görme ve iyiliklerin yeryüzünde yayılmasına memursun. Kötülüklerin, zulümlerin engellenmesine memursun. Gel ümmetin derdiyle, gel milletinin derdiyle dertlen. Dertli gönüllere derman ol, hizmetkâr ol. Bir şey bekleme yaptıklarından dolayı. Yaptıklarının karşılığını Allah (c.c) verir. Sadece O’nun rızasını gözeterek iş yap. Gönlüne iyi bak can!

ŞİİR FALINDAN:

Çeşm-i insâf gibi ârifemîzân olmaz;
Kişi noksanını bilmek gibi irfân olmaz.
-Tâbib Muhammed Bey-
(İnsaf bakan göz gibi terazi olmaz, ve kişinin kusurunu bilmesi irfanın ta kendisidir.)
 
Etiketler: GÖNÜL, YARASI, NEDİR, BİLDİN, Mİ, CAN?,
Yorumlar
Haber Yazılımı