Yazı Detayı
01 Ekim 2018 - Pazartesi 11:42
 
DÜNYA EMZİRME HAFTASI
Doc. Dr SELMA SABANCIOĞULLARI
Doç. Dr. Selma SABANCIOĞULLARI Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Suşehri Sağlık Yüksekokulu, Ruh Sağlığı ve Psikiyatri Hemşireliği Anabilim Dalında öğretim üyesi (Doçent Doktor) olarak görev yapmaktadır. Sabancıoğulları’nın 60’a yakın uluslararası ve ulusal bilimsel makalesi ile beş bilimsel kitapta bölüm yazarlığı, 70’in üzerinde uluslararası ve ulusal kongre, sempozyum ve bilimsel toplantılarda sunulan bilimsel bildirisi bulunmaktadır. Çalışma alanları ruh sağlığı, ruhsal bozukluklar, toplum ruh sağlığı, etkili iletişim ve ilişkiler, çocuk-ergen ruh sağlığı, anne-baba tutumları ve evlilik ilişkileridir. Yabancı dili İngilizcedir.
 
 
ANNE VE ÇOCUK RUH SAĞLIĞI İÇİN EMZİRME

Sevgili okurlar bugün sizinle başka bir konu ile buluşmayı planlamıştım. Ancak, yazımı tamamladığım zaman bu haftanın “Dünya Emzirme Haftası” olduğunu fark ettim. Anne sütü ve emzirme bebek ve annenin hem fiziksel hem ruhsal sağlığı için çok önemli bir konu ve gözden kaçırılmamalı diye düşündüm. Her yıl 1-7 Ekim tüm dünyada ve ülkemizde “Dünya Emzirme Haftası” olarak kutlanmaktadır.Bu nedenle bugün haftanın önemine binaen birkaç önemli noktaya değinmek istiyorum…

Anne sütü ile beslenmek yaşamın başlangıcındaki önemli bir fırsattır...BU FIRSAT ÇOCUĞU BİRÇOK FİZİKSEL, RUHSAL VE DAVRANIŞ PROBLEMLERİNE KARŞI KORUMAKTADIR…Dünya Sağlık Örgütü ve uzmanlar bebeklerin, en az 6 ay sadece anne sütü ile beslenmesini ve devamında, ek gıdalarla birlikte iki yaşa kadar anne sütüne devam edilmesini tavsiye etmektedir…

Çocuklarımız sahip olduğumuz en değerli varlıklarımız. Anne baba olarak onların sağlıklı, mutlu, zeki ve başarılı oldukları; fiziksel ve ruhsal yönden hasta olmadıkları bir gelecekleri olsun isteriz. Bunun için çocuklarımıza birçok yatırım yaparız. Bu yatırımların en önemlilerinden bir tanesi, çocuğumuzu anne sütü ile beslemek olacaktır... Neden mi?..

Anne sütü kuşkusuz bebeğin biyolojik ve fizyolojik olarak büyümesi için en değerli, alternatifi olmayan bir besin kaynağıdır. Bunun böyle olduğuna ilişkin son derece yararlı bilgiler özellikle her yıl bu haftada birçok sağlık kuruluşunda, birçok ortamda eğitim, seminer ve konferanslarladile getiriliyor.

Emzirme eylemi, yalnızca bebeğin fiziksel olarak karnının doyurulması, beslenme ihtiyacının giderilmesi,biyolojik ve fizyolojik büyümenin sağlanması, birçok fiziksel hastalığa karşı korumakla kalmıyor; bunun yanı sıra bebeğin ruhsal/duygusal olarak beslenmesine ve doyurulmasına da katkı veriyor. Ancak, emzirmenin fiziksel yararlarının yanısırahem bebeğin hem de annenin ruh sağlığına olan olumlu etkilerinin vurgulanmasına ilişkin bilgilerimizin ya da bilgilendirilmelerimizingeri planda kaldığını düşünüyorum…

Emzirme bir yönüyle bebek için biyolojik ve fizyolojik olarak ideal beslenme şeklini oluştururken, diğer yandan psikolojik olarak da son derece gerekli ve yararlı olan anne-bebek arasındaki yakın fiziksel teması sağlar.Anne memesi, yeni doğmuş ve dış dünya ile yavaş yavaş ilişki kurmaya başlayan bebeğin her şeyidir.

Ruhsal sağlık için bebeklik ve erken çocukluk dönemindeki çocuğun annesi veya annesi yerine geçen birincil bağlanma objesi ile hem memnuniyet duyacağı hem de haz alacağı sıcak, samimi ve süreğen bir ilişki deneyimlemesi gerekmektedir. Bu ilk ilişki deneyimlemesi ise elbette annenin bebeğini emzirdiği zaman diliminde başlamaktadır. Bu nedenle, doğumdan sonra olabilecek en kısa sürede anne ve bebeğin fiziksel temasının sağlanması yararlıdır…

Emme ve emzirme davranışı anne-bebek arasındaki ilişkinin gelişiminde ve bağlanmada en temel olanıdır.Anne sevgi ve ilgisini bebeğine somut olarak en çok emzirme anında htirebilmektedir. Bağlanma en çok emzirme esnasında yaşanmaktadır. Çünkü emzirme ile birlikte dokunma, sıcaklık ve koku gibi duyusal uyaranlar aracılığıyla annedeoksitosinhormonusalgılanmaktadır. Doğumdan sonraki ilk saatlerde, oksitosin besleme, koruma ve bebeğin isteklerine duyarlı olma gibiannelik davranışlarını geliştirerek, bağlanmayı arttırabilir…

Bağlanma iki taraflı gelişmektedir ve her iki tarafında birbirinin ihtiyaçlarını karşılaması ile oluşmaktadır. Sağlıklı bir bağlanma için, emzirme süresi sadece bebeğin süt emdiği bir süre olarak değil, anne ile bebek arasındaki etkileşimin sağlanacağı bir süre olarak geçirilmelidir.

Emzirme sırasında annenin bebeğine dokunması, kucaklaması, göz göze iletişimde bulunması, konuşması, sevmesi, okşaması, öpmesi, bakımına katılması, ihtiyaçlarını zamanında karşılaması annenin bebeği ile olan etkileşimini arttırmaktadır. Annenin bu tür davranışlarına karşı bebeğininannesine karşı gülümsemesi, emmesi, yakalaması, el veya parmağı tutması, göz teması kurması gibi davranışları, annenin debebeğine karşı olumlu annelik davranışı göstermesine sebep olur…

Emzirme esnasında bebeğin annesiyle kurduğu göz teması, bebeğin kendisini ve dış dünyayı keşfetmesi; sağlıklı ilişki kurma becerilerinin ilk adımlarını atabilmesi yönünden çok önemlidir.

Emzirilen bebek yaşanan etkileşim ile değerli olduğu, önemsendiği, sevildiği duygularını yaşar. Sevildiğini hisseden bebek sevmeyi öğrenmeye başlar. İçinde “Sevgi” ve “güven” duygularını hisseder ve böylece ruhsal olarak sağlıklı bir gelişimin ilk adımları atılmış olur. Gelecekte kişiler arası ilişkileri kuvvetli ve ruhsal hastalıklara karşı dirençli olma durumu artar…

Buna karşılık, bebeğin emzirilemediği, biberonla yada kaşıkla beslendiği, yada emzirildiği halde soğuk ve ilgisiz, iletişime geçilmeden gerçekleştirilen emzirmelerde, anne sütü ile beslenilse bile;bebek sevgi, ilgi ve şefkatin annesinin beden diliyle kendisine sunulmasından mahrum kalmakta, sevildiğini ve değerli olduğunu hissedememektedir. Bu durumda“sevgi” ve “güven” duygularının gelişimindeki eksiklik nedeniyle ileriki hayatında kişiler arası ilişkilerinde, ruhsal alanda sorunlar yaşama riski artmaktadır…

Anne sütü alan çocuk birçok ruhsal hastalıktan korunmaktadır? Yapılan çalışmalarda emzirilen çocuklarda emzirilmeyenlere göre dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun daha az geliştiği, beyin ve zeka gelişiminin yanı sıra sosyal gelişimin daha yüksek, konuşma ve dil gelişimlerinin daha iyi olduğu,ileride şizofreni ve madde bağımlılığı görülme riskinin azaldığı sonuçlarına varılmıştır...

Emzirme aynı zamanda annenin de fiziksel ve ruhsal sağlığını korumaktadır. Fiziksel olarak göğüs ve over kanseri ile anemi riskini azaltmakta, kilo dengesini sağlamakta, anneyi ileride oluşabilecek kemik erimesine karşı korumaktadır. Ruhsal olarak doğum sonu dönemde kadınların 10-15’inde görülen doğum sonu depresyonun gelişimine karşı koruyucu olabileceği çalışmalarla gösterilmiştir. Emzirme ile salınımı artanoksitosin hormonu hem süt yapımını hem de annenin stresli durumlara karşı dayanma gücünü arttırmaktadır...

Anne sütü ile beslenmek ve emzirme, yaşamın başlangıcındaki önemli bir fırsattır. Emzirme ile bebeğinizin karnını doyurup, fiziksel hastalıklardan korunmasına yardımcı olmakla kalmayıp,ruhsal olarak beslenmesine ve ruhsal hastalıklardan korunmasına da katkı veriyorsunuz…

Annelerin, anne adaylarının ve annelere destek olacak eşlerinin, kendileri ve bebekleri için emzirme fırsatını iyi değerlendirebilmeleri dileklerimle sağlıcakla kalın…
 
Etiketler: DÜNYA, EMZİRME, HAFTASI,
Yorumlar
Haber Yazılımı