Yazı Detayı
20 Mayıs 2019 - Pazartesi 12:46
 
DİN BİZDEN NE İSTER FAKİR BİZDEN NE BEKLER
TUBA İŞBİLİR
Tuba işbilir, Üniversite öğrenimini Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde tamamlamış olup iyi bir eğitimci olmayı hedefledi.
 
 
Umut etmekle başlar her şey, sonra başını eğerek yüzünü kızartarak, gözünden yaşı akıtarak medet ummakla devam eder. Bir kapı açılacaktır ve uzanan o el beklediğim umudum, ettiğim duam, çektiğim çileye gösterdiğim sabrın selameti olacaktır. Öyle olacaktır değil mi Ayşe abla?

Hayat hikâyesini anlatırken en çok canıma batan; “derdimi anlatabildiğim bana çare olabilecek herkese yüzümü eğip anlatıyorum. Bana vaatlerde bulunup elimden gelen her şeyi yapacağım, eş dost kim varsa senin için çalışacağım deyip de sonraki gün yolunu çeviren insanların kırdığı umutlarım var” demesiydi.

Başvurduğu belediyeler, sosyal yardımlaşma kurumlarının kapısından amansız dönen insanlardan sadece biriydi Ayşe abla. Yani muhtaç olan yani marketlerin tarihi geçmiş gıdalarını, Pazar sonrası işe yaramaz diye atılan sebze ve meyveleri seçerek evine aş yapan, başına gelen talihsizliklerden ötürü borç içine batmış insanlardan sadece bir tanesi. Dahası anlatılacak çok şey var da asıl mesele aynı mahallede aynı apartmanda yaşadığımız bu insanların umudu bizken bizim onlardan bihaber olmamız.

Konumuz zekât. Neden zekât veriyoruz, kimler zekât verebilir, kimlere verilir? Bunlar ilmihal kitaplarında genişçe anlatılır. Meselenin teorik kısmından çok mahiyetini konuşmakta fayda var. Zengin insanlar nerede fakir insanlar nerede bunlara bakmamızda fayda var. Bugün Müslüman zenginler zekâtlarını veriyorken nelere dikkat etmeli bunları konuşmakta ciddi fayda var. Güzel dinimizin bize çizdiği çizgideki o muhteşem incelikleri anlamak ibadeti zenginleştirmek ve faydalı olabilmek bizim en hususi görevimizdir.

Artmak ve arınmak anlamında olan zekât, zekât vermekle yükümlü olan Müslümanın malının sigortasıdır. Kuranı kerimde birçok kez bize zekâtın önemini ve ecrini anlatır yüce Allah. (bkz.tevbe suresi 34-60./zariyat suresi19./ bakara suresi 261-272./ sebe suresi 39. Ayetler)

Zekât şuurunu edinen Müslüman toplumların öncelikle şunu hazmetmeleri gerekir ki verince azalmadığı gibi sosyal hayatta ki ekonomik kalınma modelinin mükemmel bir yolunu oluşturmak amacı taşır. Farkında değiliz fakat zenginin malında fakirin hakkı olduğu gerçeği, zekâtını vermeyen insanın başkasının malını gasp etmekten hiçbir farkı kalmadığı gibi kime ne şekilde verdiği de oldukça önemlidir. Alışıla gelmiş bir zekât verme şeklimiz var. Oldukça bilinçsizce buluyorum. Zekâtın en büyük sosyal amacı bu yıl zekât verdiğin insanın gelecek yıl zekât verebilecek duruma gelmesiyken; zekâtınla onun hayatını değiştirebilecekken yardım kolisi uzatılıyor. Hâlbuki insanların tek derdi “bugün boğazımdan tarihi geçmemiş makarna geçsin” değil. Bize bu anlamda muhtaç insanların daha reel dertleri var daha aşılası daha çözüm odaklı dertleri. Doymak aslında çok da hayatlarında dert edinemeyecek kadar arka planda kalmış gibi duruyor. Oysa o hayatını kurtarsa çevresindeki pek çok insanın yoksulluğu istihdamla, iş alanıyla, ekonomik genişlemeyle kurtulacak. İşte bunu sağlamak da tespit etmekte bizim görevimiz. Aslında sadece tam olarak ne şekilde insanlara hizmet ettiğinden emin olmadığımız yardım kuruluşlarını beslemek yerine kişi odaklı çalışmak daha amacına ulaşmış gibi geliyor bana. Belli bir cemaate hizmet etmek, tok olanı daha da doyurmak, hiç ihtiyacı yokken öğrencinin altın kalemi de olsa zekât geçer diyerek asıl muhtaç olanların hakkını gasp etmek, edinmemiz gereken dertlerden ve uyanmamız gerek rüyalardan sadece bir kısmı.

Hiç unutulmaması gerekir ki Müslüman Müslümanın yurdu olmalı. Bizi bekleyenler var. Çok yakınımızda içimizdeler. Yüce Allah’ın zengin Müslümanlara yüklediği bu misyon, fakir ya da miskin denilecek insanların umududur. Hem infak etmek (“Allah’ın hoşnutluğunu elde etme amacıyla kişinin kendi servetinden harcama yapması, muhtaçlara aynî ve nakdî yardımda bulunması” ) çok güzeldir. Toplumu ve bireyi maddi manevi zenginleştirir. Öncelikle bir Müslümanın Allah’a olan imanını güvene çevirmesi gerekir ki infak etmenin imkânla sınırlı değil imanla alakalı bir kavram olduğu bilincini yakalaması mümkün olsun.
 
Etiketler: DİN, BİZDEN, NE, İSTER, FAKİR, BİZDEN, NE, BEKLER,
Yorumlar
Haber Yazılımı