Yazı Detayı
17 Haziran 2019 - Pazartesi 15:24
 
Çağın Vebası Bağımlılıkta Bilinmesi Gerekenler
NİLAY ÖLÇEK
Psikiyatrist - Psikoterapist Dr. Nilay ÖLÇEK 2011 yılından sonra Samsun Ruh Sağlığı Hastanesi’nde çalışmaya başladı. 2018 yılından itibaren özel muayenehane'de psikoterapi ve psikiyatri hizmeti vermeye başladı. Halen Türk Tabipler Birliği, Türkiye Psikiyatri Derneği ve Samsun Psikoterapi Enstitüsü üyesi. Ayrıca 2016 yılından beri Türk Kızılayı Samsun Şubesi yönetim kurulu üyesi.
 
 
Yazımıza başlamadan önce kısaca bağımlılığı tarif edelim.

Bağımlılığı bir maddeyi istemeye rağmen bırakamama, bir maddeyi alırken belirgin bir etki elde etmeyi amaçlama, maddenin kullanımı sonucu bedensel, ruhsal, sosyal sorunların ortaya çıkması, aynı etkiyi oluşturmak için giderek alınan miktarı artırma ile giden tıpkı şeker hastalığı gibi ÖMÜR BOYU süren bir HASTALIK olarak kabaca tarif edebiliriz.

Kişiler hemen bağımlı olmazlar bu adım adım işleyen bir süreçtir. Kişiler öncelikle madde ile tanışırlar, daha sonra sosyal ortamda kullanırlar, sonra kötüye kullanmaya başlarlar ve sonra bağımlı olurlar.

Peki insan neden madde kullanmak ister?

Klinikte bu sorunun cevabı çok çok önemlidir, biz psikiyatristlerin tedavideki rotasını belirler diyebilirim. Bazıları için yanıt yoğun haz verici özellik nedeniyle yaşanan canlı, umursamaz veya gevşemiş hal iken, bazıları için ise onları kaygıdan, sosyal ortamlarda huzursuz etmekten, uyku bozukluğundan kurtaran bir kendini tedavi formülü olabilir.

Çalışmalar göstermiş ki kendilik değerini düşük algılayan, yetersiz hisseden, sorunlarla başetme güçlüğü yaşayan kişiler yüksek risk altındadır. Gerçek şu ki; bu sayılanlar yaşamda bütün herkesin başına gelebilecek özelliklerdir.

Yani normal psikolojik durumdaki kişiler de risk taşırlar. Tabi ki bağımlı kişilerde daha fazla psikiyatrik hastalık görülür.

Değişen koşullara uyum sağlayabilen, esnek düşünebilen, alternatif üretebilen, engellenme eşiği yüksek kişiler, kadınlar, sosyoekonomik durumu orta ve üzeri olanlar, aile uyumu iyi olanlar, okul devamlılığı iyi olanların daha şanslı olduğunu söyleyebiliriz.

Bilişsel Davranışçı Terapi ile ilgilendiğimden bir miktar da bu alandaki yaygın düşünsel süreçlerden bahsetmek istiyorum. Madde ile ilk temas eden özellikle ergen danışanlarımda “amaan bir kereden bir şey olmaz” inanışını çok sık tespit ediyorum.

Oysaki tek kullanım sonrasında şizofreni gelişen vakalar mevcut. “Hocam ben istesem bırakırım, zaten bağımlı değilim” gene çokça duyduğumuz bir diğer inanıştır. Böyle diyen kişide henüz hastalığın biyolojik gücünün ve baskısının farkındalığı yoktur.

“Kafamda bitti, irademle yendim vs. “ “Ramazan’da kullanmıyorum demekki bağımlı değilim” gene çok yaygın tespit ettiğimiz hatalı inanışlardandır.

Bu ve benzeri düşünceler kişinin henüz olayı fazlaca kendi kontrolünde gördüğünü bağımlılığın biyolojik yönünü ihmal ettiğini gösterir. Bu tarz hatalı inanışlar bağımlı kişinin mücadele vermesini zora sokar.

Alkol ve sigara ile tanışan kişinin madde ile tanışma riski daha fazladır. Son olarak sigara ile ilgili trajik komik oranlardan da bahsedelim, popülasyonda sigara kullanım oranı 43,6 iken bu konudaki eğitim verici görülebilen hekimlerin sigara kullanımı 44 , öğretmenlerin 51 ve gazetecilerin 64 olması ile ilgili yorumu ise sizlere bırakalım...

Hepinize zihnen ve bedenen sağlıklı günler diliyorum...
 
Etiketler: Çağın, Vebası, Bağımlılıkta, Bilinmesi, Gerekenler,
Yorumlar
Haber Yazılımı