Yazı Detayı
06 Ocak 2019 - Pazar 18:07
 
ADAYLAR KESİNLEŞİRKEN
MUSA UZUNKAYA
Erzurum Atatürk Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi İslam Hukuku Bölümü - Arapça, Fransızca, Orta Farsça - İlahiyatçı, Müftü - Diyanet İşleri Başkanlığı Samsun Müftü Muavini, Espiye, Hollanda' da Din Görevlisi, Havza, Akçakoca ve Akçaabat Müftüsü - Adalet ve Kalkınma Partisi Kurucu Üyesi - XX, XXI, XXII nci Dönem Samsun Milletvekili
 
 
Tüm partiler BÜYÜKŞEHİR, İL, İLÇE ve BELDE BELEDİYE BAŞKAN ADAYLARI’nı belirlerken iki temel eksen etrafında hareket etmektedirler. Bunlardan birincisi, kendi partilerinin duruş ve temel felsefesi baz alınarak yapılan tesbitler, aday belirlemeleri. Diğeri de oluşturdukları ittifaklar çerçevesinde belirlenen aday profilleri.

İki temel ittifak, bir önceki seçimden itibaren kendisini izhar etti. Hatta konuyu, 16- nisan 2017- Anayasa değişikliğine kadar götürebilirsiniz. Adına CUMHUR İTTİFAKI denilen AK PARTİ ve MHP’nin oluşturduğu eksen, köklü bir sistem değişikliğine kapı açan BAŞKANLIK SİSTEMİ’ni destekleyerek, adeta zımni bir şekilde geleceğe beraber yürüme kararı almış gibi bir tavır sergilediler.

Tabii, temel bazı konularda mutlak farklılıkları ve özellikle gençlik yıllarında birbirlerine karşı keskin duruşları olan her iki partinin bugün yöneticileri seviyesinde olan kadrolarının bu yakınlaşmayı tabana yaymada ve hatta kendilerinin özümsemesinde ciddi sıkıntıları olacaktır. Temel felsefede; MİLLİ VE YERLİ DURUŞ’ta her iki siyasi ekolün önemli müştereği olması tabanda daha hızlı geçişkenlik ve kaynaşmaya sebep olabilir.

16- yıldır iktidarda olan bir partinin 50’leri aşan oy potansiyelinin zaman zaman farklı iniş trendleri göstermesi, şu veya bu nedenle küskün ve gayr-i memnunlarının olması, yeni, ciddi ve farklı umut vadeden bir çıkış olmaması halinde bu durum ittifakın iktidar olmayan ve büyümeyi hedefleyen tabir caizse küçük ortağına yarayacaktır. Birisinde ciddi ciddi küçülmeler ve oy kayıpları görülürken diğerinde ters orantılı bir artışı görmek mümkündür.

Böyle bir denklem ister istemez karşı cephe, adına MİLLET İTTİFAKI denilen hemen her renkten partinin, hatta yıllardır terörü besleyen, kendisi de terörden beslenen, on binlerce insanın kanın dökülmesinin müsebbibi bir terör ve terörist sevici partiyle dahi yan yana gelebilen partilerin yapay yakınlaşmalarının kalıcı bir ittifaka dönüşmesi mümkün olmayan, makyavelist bir yaklaşımın ürünü, sadece seçimlere dönük çıkar devşirme, başkan kazanma amaçlı bir ittifak olduğunda şüphe yoktur. İçlerinde gerçek anlamda vatanseverlerin de olduğu CHP, İP, SP ve diğer küçük yapıların HADEP ile aynı yerde durmaları asla mümkün değildir.

Bence CUMHUR İTTİFAKI’nın üzerinde durması gereken en önemli argüman; kendilerini MİLLET İTTİFAKI olarak tanıtan partiler içerisinde, mensubu olduğu milleti dahi kabul etmeyen, milli birlik ve bütünlüğümüze kasteden, senelerdir binlerce asker ve polisimizi şehid eden alçak terörün hamiliğini yapan bir partiyle hangi millet adı çerçevesinde ittifak ettiklerini sormaları gerekir.

Daha önceki bir yazımda da ifade ettiğim gibi ne olursa olsun her partinin en dürüst ve toplumda en güvenilir kişileri aday gösterebilme konusunda herkesin katkı sağlaması gerekir.

Mesela en karşı olduğumuz ve hatta ülke için görüşleri nedeniyle tehlikeli gördüğümüz bir parti de olsa, kazanması kesin gibi gözüken illerden dürüst, inançlı ve varsa güven ve itimada şayan adamları, onların aday gösterilmesine gayret edilmelidir. Seçim sonrası kaos üretmek yerine, seçim öncesi akılcı tedbirleri almak, yönlendirmeleri sağlamak, bu manada beşeri ilişkileri muhafaza etmek çok önemlidir. Özellikle iktidar partisi yetkilileri ve sözcüleri, hem sözlerini hem de tarif ettikleri aday profillerinin ne kadar gerçekçi olup olmadığına henüz zaman geçmeden, aday değiştirme fırsatları ellerindeyken” ben dedim oldu, ne dersem o olur!...”

Yaklaşımından vaz geçmelidir. Halka ve gerçek kamuoyuna dikkat etmelidir. “Bazı şeyler vardır ki; şuyu vukuundan beterdir” derler. Kaldı ki, hemen hemen hiç bir zaman tam ve sağlıklı bir anket ve kamu teveccühü tesbiti yapılamamış, tabanın sesi bi hakkın dinlenmemiştir.

Her zaman manüplasyona açık, bazı çevrelerin, haseten çıkar, servet ve menfaat avcısı, tuzu kuru iş adamlarının kendi ikballerine dönük operasyonları en çok iktidarlar için tehdit oluşturur. Farkına varılmadan bir avuç tufeyli, ama ülkenin kaymak tabakası olan sömürücü kesiminin zebunu haline gelebilirsiniz. Bu izlenim ve intibanın halk arasında makes bulması, aynı zamanda tehlike çanlarının çalması demektir.

Endişelerimi her zaman paylaştım ve paylaşmaya da devam edeceğim. Ta ki, yanlışlardan vaz geçilinceye, “keşke!...” demeye mecbur olunmayacak bir zamana kadar.

Elbette insan yanılabilir. Ancak, tüm ikazlara ve her seçimden sonra; “ halkın mesajını aldık!...” demelere rağmen alınmayan mesaj, ısrar edilen bir düzine yanlış ortadayken!..

Biz, Türkiye’nin iktidarı ve iktidar partisi olarak sadece bu ülkeden değil, tüm coğrafyamız, islam alemi ve insanlığa karşı borcumuz olan bir konum ve sorumluluk altındayız. Tüm hesaplar buna göre yapılmak zorundadır.

Allah yar ve yardımcımız olsun. Selam ve dua ile...
 
Etiketler: ADAYLAR, KESİNLEŞİRKEN,
Yorumlar
Haber Yazılımı